Yaratıcılık demişken;

Geçtiğimiz Cuma akşamı Maslak’ta Fun Ofis’in Psikolog Sibel Karamaraş tarafından verilen Hayal Gücü ve Yaratıcılık Atölyesinde idim.

O günden bu yana konu hala aklımda desem yalan olmaz. Netice itibari ile yaptığımız iş her ne olursa olsun içine hayal gücümüzü, yaratıcılığımızı kattığımız zaman illa ki sonuç farklı olacaktır. Ne geliyor mesela aklımıza benim aklıma 3,5 basit örnek hemen geliverdi.

uzay mekiğim

Yıllar önce çalıştığım bir firmada çay servisi, ufak tefek işlerimizi görmesi için orta yaşlı bir abla almışlardı ofisimize. Her sabah ofise gelip çay demlenir, sonra servis edilir, sonra boşları toplardı, daha sonra biz canımız ne zaman isterse kalkıp kendi çayımızı kendimiz alırdık. Yani bizim yıllardır alıştığımız düzen bu şekildeydi. Ama Dürdane Abla geldikten sonra mutfaktan değişik kokular yükselmeye başladı. Kış sabahları ıhlamur yapmaya başladı bize, kendi kafasına göre meyve çayları yapıyordu, yazın çayı demledikten sonra soğutup, buzlu, aromalı çaylar yapıyordu. Kupalarımız karışıyordu, bize sormadan kupalarımızın altına koyu renk ojeler ile adlarımızın- soyadlarımızın baş harflerini yazmıştı, senin benim kavgasını bitirmişti. Keyfi yerinde ise sabahları ofisteki küçük fırında simitlerimizi, sandviçlerimizi ısıtırdı.
Al sana yaratıcılık var mı ötesi. Çaycı Dürdane Abla, bunları yapmasa kalır mıydı aklımda, yıllar sonra Ufo Infrared’e geçtikten sonra, transfer eder miydim onu da yanıma. Çaycı dersin değil mi? Sen hangi işine bu kadar dahil ediyorsun kendini, de bakalım bana.

Sibel Hanım, eğitime başlarken büyüdükçe hayal gücümüzü, yaratıcılığımızı çocukluğumuzda bırakıyoruz dedi. O kadar doğru ki; ‘ya kötü olursa, yanlış olursa, çirkin olursa, yapamazsam, millet kafa bulursa, el aleme rezil olursam’ lar yüzünden neleri kaybedip, nelerden vaz geçtik kim bilir.

Yine bir örnekle gideceğim; 13 yaşındaki yeğenim Mehmetali kendine bir gmail hesabı alıp, youtube kanalı açmış. Kendi kendine yaptığı kağıttan figürleri, Picasso’yu taklit ederek çizdiği ağzı ayağında, burnu kalbinde resimlerini paylaşıyor. O kadar cesur, o kadar korkusuz, o kadar dünya umrunda değil ki… Video çekerken üzerinde ne olduğu, saçının başının nasıl olduğu, arkadaki fon, odası dağınık mı? Umrunda değil! Olur da yanlış bir şey çıkarsa ağzından özür dileyip yoluna devam ediyor, kesip başa sarmıyor, çünkü hata yapılabilir, çünkü her hatasında hayata küsüp, baştan başlayamaz o kadar vakti yok, çekimi bitip Fen Bilgisi sınavına çalışmalı.
Tek çabam onun bu gücünü, özgüvenini kaybetmemesi için uğraşmak teyzesi olarak. Kim bilir bugün sadece benim takip ettiğim kanalı belki 10 sene sonra milyonlar tarafından takip edilir ve ben onun ilk takipçisi olarak kalırım hep : )

Diyeceğim o ki; bizi ufak ufak sindirdiler aman dediler dikkat et, sen bir üzülürsün, el alem bin konuşur. Bırakalım konuşsunlar, hem hangimiz kusursuz, hangimiz muhteşem. Siz başınızın dikine yürümeye devam edin, elbet bir gün pes edip, sizi olduğunuz gibi kabul edeceklerdir. İçinizdeki o umursamaz çocuk hala içinizde ve bence orada çok sıkılmış, sizi terk etmeden gün yüzüne çıkarın onu, kaçırmasın kiraz çiçeklerini, bahar meltemini, boğazdaki erguvanları, adadaki mimozaları, modada açmış manolyaları. Bu bahar ona bu güzellikleri görmesi için bir şans verin.

Ps: Yukarıdaki fotoğrafta dünyayı kurtarmam için beni Mars’a götürecek muhteşem uzay mekiğimi diğer katılımcılara anlatıyorum… :)

Bu arada merak edenlere tık tık

Be Sociable, Share!

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>