Mülakat Dosyası, okuyun derim. Dikkat, ifşa içerir!

Geçtiğimiz bir kaç ay içinde yaptığım görüşmeler ve notlarımı yazayım size de görüşmeye gidecekseniz falan nelere hazırlıklı olmanız gerektiğini bilin… Benim için iş görüşmesi hobidir çok saçma olmadığı sürece hepsine giderim. Bu konuda arkadaşlarım ‘yeaa senin orada ne işin var’ deseler de yine giderim yine giderim. Şimdi hatırladıklarım ile başlıyoruz.

Yıldız Holding-Şok Marketler
: Adayına geri dönmeye tenezül etmeyen, 1,5 saat mülakat yapıp onun hatırına bile dur bir geri dönelim, süreçten haberdar edelim demekten aciz bir işe alım yöneticisi ve şirket. Mülakattan yaklaşık 40 gün sonra özgeçmişiniz elimize ulaşmıştır en kısa sürede geri döneceğiz falan şeklinde bir mail atmışlardır ki kepazelik değil de ne?

Kaynak Holding:
Buraya geyik olsun, kayyum atanmış holding göreyim diye gittim. Başvuru formunda alkol kullanıyor musunuz sorusuna EVET dediğimde zaten kafadan elenmiş olmalıyım. 2 çapsız, mühendisi oturtmuşlar. Biri mülakat boyunca mesajlaştı. Kaykık bir oturma, elinde telefon, diğeri de aklınca şov yapmaya kalktı, aldım akıllarını oturttum aşağı. Tabi ki dönmediler.

Karadeniz Holding: Sakın gidip de o klasik arabalara, o şık ofislere, o afilli bahçelere kanmayın. Boş bomboş, saygısız, seviyesiz bir insan kaynakları ve holding. Kalsın, istemem.

Flok Ambalaj: Anam anam anam! Hasbel kader orada başlasam vallahi 2. sayfa haberi olurduk. Böyle edepsiz bir kadın tövbe görmedim. Firmaya özel bir yazı yazmıştım fazlasına gerek yok. Rezalet!

Mavi Yaka Danışmanlık: Burası da tam bir facia! Zaten mavi yaka danışmanlık firmasında yönetici arayan bir firmadan ne hayır bekledim ki bilmem. İşin özü o gün Moda’da bir randevum vardı, danışmanlık ofisi de Kadıköy’de idi. Hadi dedim gideyim. Ofis bir tuhaf. Kapıyı açan abla faşır fuşur salata yiyordu. Biri mülakat yaparken tüm ofis duyabiliyor falan. Mülakatı yapan (Funda Candaş sanırım) ilan detaylarını kağıttan okudu, evet evet cidden kariyer.nete yayınladıkları metini okudu. Sonra işte beni firmaya yönlendirdi. Dur onu altta yazacağım. Neyse işin özü sizin de benim gibi mülakat hobiniz yoksa mavi yakaya gitmeyin. Adayın maillerine dönmeyen dahası telefonu meşgule atan öyle saygısız, özensiz, hadsiz bir firma. Firmalara da buradan bilgisini vermiş olayım. Şirketinizi kimlerin temsil ettiğine dikkat ediniz.

Lescon: Mavi Yaka aracılığı ile yönetici arayan firma da Lescon! Kurumsal hayata Puma iştiraki ile başlamış daha sonra da perakende sektörüne ciddi emek vermiş bir profesyonelim. Görüşmeyi yapan hanımın görevi nedir bilmiyorum. Adayların mülakata kurumsal giyinerek gitmesini aksi halde görüşmeye çıkmadığını öğrendim görüşme öncesi. Her neyse dedim gittim. Ben zaten yıllardır işin içinde bir olarak hep özenirim ve düzenliyimdir bu konuda. Neyse kadın oturdu karşıma annemin tabiri ile selpür sülpür özensizce savurulmuş saçlar, 3 parça 10 TL’nin 1 parçası, topukları yamuk basan botları ile son derece kurumsal, şık, zarif bir şekilde oturdu karşıma. Ayıptır söylemesi yine aldım aklını… : ) ‘ ayy sanki ilk kez mülakat yapıyorum’ şeklinde bir cümle ile görüşmeyi sona erdirdik. Sonrası mı? Tabi ki kurum kültürlerine uygun bulunmadım! Because; bir kültürün yok, bizimle değilsin Lescon!

Yurtiçi Kargo: Yiğidi öldür hakkını ver. Adam gibi karşılayıp, edebi ile mülakat yapıp, ücrette anlaşamadığımız için 1 hafta içinde geri dönüş yapan tek firma. Sakarya Üniversitesi’nden mezun Gözde isimli bir arkadaşla görüştüm. Evet çok deneyimsiz fakat doğru yolda. Saygılı, aklı selim bir kız. Onca yılların ik’cısından sonra iyi geldi mi? Geldi, en azından umut oldu.

Yeryüzü Doktorları: Buraya da sadece meraktan gittim. Allah selamet versin zaten yollarımız aynı değil. Ama haklarını yemem efendi gibi buyur edip, çayımı kahvemi ikram edip, uğurladılar. Lakin ‘burası şirket değil tekkedir’ dediklerinde zaten konu kapanmıştı. Saygım sonsuz fakat ait olduğum yer orası değil.

Radore Veri: Burayı da pek anlamadım. Firma belki iyidir de adaya geri dönmeyen, artistik abimiz Akın Öner’de de pek bir numero yokmuş, afilli ilan yayınlıyor fakat onu söyleyeyim. Bir de danışmanlık şirketi var zannederim. Neyse bize uzak, merci.

Baykanlar Tekstil-Otomol: Burası önce test falan yolladı. Sonra görüştük Şükrü Gölbaşı ile aynı günde işe davet edildim. 2 gün içinde başladım, 15. günde ayrıldım. Hızlı ve öfkeli :p Yok şaka bir yana düzgün, saygılı ve niyetleri iyi insanlar. Gelin görün ki bir şey beni fena dürttü. Durma burada kızım dedi durma, güven oturmadı, ayrıldım. Ama 2 haftalık deneyimim sonrası ne dersin derlerse; Türkiye’nin denim üretiminde 1 numarası, şu an çok iyiler ama gelecekte daha iyi olacaklar. Özellikle tekstil okuyanlara, kariyerini bu sektörde yapmak isteyenlere ciddi anlamda tavsiyemdir. Bana uymadı o ayrı, ayrılırken dedim zaten ‘sorun sizde değil, bende’ cidden dedim. Ölmeden şunu da dedim ya, ohh!

Aslında üfürükten bir kaç yerle daha görüştüm ama onları cidden beynimden, beyinciğimden, omurilik soğanımdan dahi kazımak istiyorum o sebeple yazmayacağım. Hele 2, 3 tekstil firmasına gittim eyva eyvah allahlık ali bey hepsi, bunlar nasıl iş yapıyor, para kazanıyor benim aklım almıyor.

Diyeceğim o ki; artık adaylarınıza saygı duymayı öğrenin sevgili boş beleş, poşet ik’cılar! Hep diyorum yine diyeceğim masanın öteki tarafına geçmeniz an meselesi! Kendinize gelin, dünyayı kurtarmıyorsunuz, çoğunuzun bir numarası yok esasen. Fakat unutmamanız gereken 2 şey var! 1- şirketin en önemli yüzüsünüz, ne kadar iyi bir şirket olursa olsun eğer siz kötü bir mülakat deneyimi yaşattı iseniz adaya ne yapsanız o şirket göze hoş gelmez artık. 2- her an mülakat canavarı gülsün karşınıza çıkabilir ve sizi yerlere vurup, göklere savurabilir. Seve seve olmuyorsa sevmeye sevmeye adaylarınıza hürmet göstermeyi öğreneceksiniz çekirgeler.

Şimdi iyi haftalar, ben yazıyı biraz sosyal medyada paylaşayım da daha çok kişiye ulaşsın. Ayrıyeten; anahtar kelimelere adınızı soyadınızı da ekleyeceğim ki aramalarda daha rahat bulsunlar sizi… kıh kıh kıh

Bonus: Kansuk İlaç: Eskilerden çok eskilerden bir şarkı ile…. Abi bir şirket ancak bu kadar eski olabilir. Eskiler kapısı eski, bacası eski. Maaşları flash bellek ile bankaya elden teslim ediyorlarmış. Kızların ayakkabıları bile eski moda. Üstten bantlı, düğmeli. Kendimi 1950′ lerde geçen bir tiyatro oyununda hissettim, o sırada apple watchum çaldı, seyirci dağıldı… Buzlu camlı ahşap kapıyı ittirdim, son kez arkama baktım ve dedim ki ‘allah sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın, bu nedir yeaa’ sonrasında tam 3 kez daha arayıp beni mülakata davet ettiler. Yanlış anlaşılmasın 2. ve 3. görüşmeler için değil. Hep ilk görüşme için davet edildim. Değişik kafalar, dedim siz kan torbası yapın bana dokanıyor he mi?

Bu arada gezdim gezdim en tatlışını buldum çok şükür :)

Be Sociable, Share!

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>