Hoop! Noluyoruz? Benim Kafam Karıştı.

Geçen hafta aday ararken bu hafta iş arıyorum. Kafamda var olan 3, 5 projeden sonra her daim olduğu gibi (7 senedir) bir şirkete girip, masama oturmak istiyorum.

(Yeni masam mümkünse cam kenarı olsun, gün ışığı girsin, masamda ki çiçeklerim ölmesin, ıvır zıvırımı alacak genişlikte olsun (1 fotoğraf çerçevesi, oradan buradan gelmiş biblolar, kocaman aynalı bir kalemlik, içinde kuru çiçekler olan küçük vazom, renkli post-it’lerim, kırmızı-beyaz büyük mug’um) ve çalışma arkadaşım eskisi kadar dibimde oturmasın (hayır adamla o kadar yakın çalıştık ki aşık olduk birbirimize -geçici körlük de denebilir) hımm başka başka…. lütfen yazın serin, kışın sıcak olsun işte bu kadar. )

 

Şimdi, 1 hafta gibi kısa bir süre içinde yaşadığım bu ani değişim biraz kafamı karıştırdı arkadaşlar.  Adaya iş yok, iş var gel çalış diyene de aday.

Bu ne yaman çelişkidir böyle… Başlıyorum anlatmaya;

Son şirketim, turn over oranlarının tavan yaptığı bir yerdi. (9 ay 4 İK müdürü) valla sorun şirkette değildi ama onu söyleyeyim peşin, cidden nerede garip adam hepsini buldum çıkardım. Devamlı eleman arayan, bir kariyer, bir secret yok linkedIn orası senin burası benim ara dur.

Aynı anda birden çok departmana arayış, belli pozisyonlar için birden çok personel ihtiyacı vs derken bildiğiniz Adecco kıvamında çalışıyorduk. Ama 10 ayda toplasanız 10 doğru adaya ulaşamadık. Tamam biz süper işe alımcılar değiliz ama asıl sorun bence başka.

Aday veri tabanı denen o cennet bahçesinden kriterlerimiz doğrultusunda adayları süzerek başlıyoruz işe. Bir sürü aday, başlıyoruz incelemeye… Mezun olduğu bölüm  tuttu, deneyim tamam, arayışlarımıza uyuyor gibi aranabilir. Telefonla önce kısa bir görüşme ardından ilk görüşme daveti. Film başlıyor. Aday ya gelmiyor ya da geliyor ama CV’de ki muhtemelen ikizi falan diye düşünüyorsunuz. Ya hu atılır da kardeş bu kadar uçmanın alemi ne? Netice itibari ile sen buraya geleceksin biz seni tanıyacağız adama hani kardeşim biliyordun demez miyiz? Deriz. Diyoruz da zaten.

Derken bir yenisi… Bu sefer gelen daha düzgün gibi. Konuşuyoruz, anlaşıyoruz oluru var gibi. Bu sefer de anlıyor beğenildiğini ikinci görüşme de aklında olan rakamın 2 katını söylüyor. Ya kardeşim deli misin 2000′lik işe neden 4000 vereyim ki?

Sonra başka bir aday. İşte bu! Tamam koçum diyoruz, işe alınıyor. Pazartesi geliyor sakin sakin çalışıyor. İyi güzel ertesi gün biraz değişik geliyor. Koltuk, değişik bir eşya insan oturunca özünde ne olduğunu unutuyor bu çok net, hele bir de oda verilmişse Eyvah! Neyse 3.gün biraz daha değişik 4. 5. derken allah allah ya bizim işe aldığımız bu değildi ya da biz alırken egosunu komşuya bırakmıştı.  Ama biz bu pozisyona tek kişi istihdam edecektik egonuz hesapta yoktu, siz onu getirmeyin diyoruz. Birkaç gün ego yine komşuda ama sonuçta komşu dediğin de ne kadar bakar ki elin egosuna. Bakıyoruz olmuyor… hadi kızım dayan secret’a, kariyer’e…

Bu döngü böyle sürüp gidiyor. Aday-işveren-astlar-üstler-egolar derken aylar geçiyor. Olmuyor, olmuyor, olmuyor…

İşveren doğru ilan yayınlamıyor, aday doğru düzgün CV hazırlamıyor. Yönetici biraz dişli, rakip olacak adayı istemiyor ama onların dışındakileri de salak buluyor. Bu kısır döngünün içinde aday bir yandan sürünürken şirkette yapılması gereken işlerde göğe ulaşıyor. Özünde çok zor iş. İş bulmak zor ama doğru adayı bulmak da zor. Kariyer portallarında ki milyonların içinden doğru insan olduğunu firmanın gözüne gözüne sokman gerek yoksa sittin sene oturusun o bilgisayar başında. Bir de her gördüğü ilana bir şirketin hem uzmanlık hem yöneticilik hatta inanın abartmıyorum uzman yardımcılığı görevlerinin hepsine başvuran adaylar var. Hayır pek tabi işsizlik çok korkunç bir durum, o ruh halini anlamamam imkansız ama bu tutarsız davranış sadece iş bulma sürecini uzatır hepsi bu.

Bu da böyle kısa bir yazıydı. Masam hakkında biraz fikriniz oldu en azından. Yarın İTÜ’deyim. Gelince uzun uzun zirveyi yazarım.

Bu arada Artık Yıl’ınız Kutlu Olsun ;)

 

Gelecek Yazılar;

1-İTÜ zirvesi hakkında

2- Madonna bileti faciam

3-Selami hakkında her şey

4- Arçelik’te 1,5 saat

- vaay güzel oldu böyle yayın akışı gibi 

 

Bakın ne dinliyorum…

I forget about the consequences, for a minute there I lose my senses

http://www.youtube.com/watch?v=qQag6Efg7oY

Be Sociable, Share!

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>