Gevşetin Yakaları

portofino-daki-christ-of-the-abyss-heykeli

İnsan yaptığı şeyleri bir de üstüne yazmak istemiyormuş bunu öğrendim. Yani bütün gün aynı şeyleri yap sonra geç bilgisayar başına bir de bunları yaz, ahkam kes, üstüne istatistik takip et kim okumuş, kaç kez okumuş offf çok sıkıcı tüm bunların benim için büsbütün saçmalık olduğunu keşfedeli epey zaman oldu şükürler olsun.

Etraf zaten bir garip ne yapsan, ne yazsan, kuşu ağzında değil tutmak 8 takla attırıp sonra dilinin ucu ile yakalasan yine beğenmiyorlar, yine beğenmiyorlar. Hal böyle olunca ben de yazmamaya karar verdim, ikburada evin işe yaramayan sadece para yiyen haylaz çocuğuna dönüştü. Yılda 1 masraflarını ödüyorum, sonra köşesine oturtuyorum. Arada sırada bile girip açmıyorum.
Bu sabah bir anda aklıma düşüverdi bir parçam gibi değil de eski bir dostum gibi hissettiğim bloguma girip 2-3 satır bir şeyler yazma isteği tepeden tırnağa sardı beni.

Kimse okusun diye değil, ben yazayım diye… Hayatın ve mutluluğun sırrı bu mu acaba? Hayattan ve insanlardan hiçbir şey beklememek. İşinden, eşinden, arkadaşlarından hatta ailenden. Her şeyi yapmak istediğin için ya da öyle olduğun için yap ve kenara çekil. Şükran bekleme, teşekkür bekleme, karşılığı bu mu olacaktı diye cümleler kurmadan yap! Hayat tam burada mı başlayacak acaba? Bir şekilde dünyaya düşmüşüz. Hayatımızın en büyük kararını birileri bize sormadan vermiş. Yaşamak ister misin diyen yok, bu anne/baba bu kardeşler uygun mudur diye soran eden yok. Kocaman bir projenin baş kahramanısın ama senin zerre kadar fikrini alan yok. Yani biraz derin düşündüğünde banane kardeşim bana mı sordunuz deme lüksüne hepimiz az çok sahibiz. İşin bir de projeyi sona erdirme kısmı var ki burada kısmen ipler elimizde ama pek tabi bunu düşünmek dahi istemeyiz. İşin özü şu geliyoruz, geçiyoruz, gidiyoruz. Geçme kısmında neler yapacağımız büyük ölçüde bize ait ama gelme ve gitme kısmına dair elimizden gelen bir *ok yok.

Yani diyeceğim o ki yaş 35, yolun yarısı eder… Hayat aşırı hızlı yetişmek kesinlikle mümkün değil çok çabalarsak belki azcık ucundan tutabiliriz. Her şey için bu kadar koşturmak gerekirken… Gezecek ülkeler, dinleyecek müzikler, sevilecek adamlar, keşfedilecek ruhlar, içilecek onca güzel içki, bakılacak bir sürü güzel tat varken azıcık gevşetin yakaları. Hayat işte bu kadar hepi topu, önü sonu bu kadar.

Böyle arada yazarım.
Hoş kalın.

Be Sociable, Share!

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>