Dale Carnegie ile kahvaltı şahane pardon iletişim şahane

Yazacak şeyler o kadar birikti, o kadar birikti anlatamam… :)

Bu muhteşem güneşli, keyifli ama birazcık yorgun cuma akşamından hepinize merhaba.

Mavi Yaka Danışmanlık firmasının Lescon için yaptığı leş mülakat bu haftanın gündemi sıra gelecek, merak edenler var biliyorum. Onun dışında müthiş etkilendiğim Karadeniz Holding merkez ofisi ve oldukça başarılı işe alımcısına da yine bu hafta sıra gelecek. Yarın Kariyerist’ in düzenlediği iş modeli tasarımı programına katılacağım bu konu da yine önümüzdeki haftanın gündemi olacak. Aslında hepsinden de önemlisi gülsününbavulu’nda bu hafta Dublin olacak. Gerçekten müthiş eğlenceli 2 günü elimden geldiğince sizlerle paylaşacağım. Şimdi gelelim bu akşamın yazısına.

dale

Geçtiğimiz cumartesi Dale Carnegie’nin davetlisi olarak ik bloggerları bir araya geldik, önce oldukça keyifli bir kahvaltı, peşi sıra bir kaç saatlik yine oldukça keyifli, sıkmayan ve benim için en önemlisi ‘akıl vermeyen’ kısa bir iletişim sunumu.

Akıl vermeyen dedim çünkü artık dünyanın taaa bir ucundan gelip sadece akıl verip giden insanları dinlemekten çok sıkıldım. Bizim genel olarak sorunumuz bilmemek değil, uygulamamak. Hal böyle olunca birilerinin sahneye çıkıp haydi pozitif olun, iyi düşünün, şunu şöyle yapın demelerinin hiç bir katkısını ne kendimde ne de çevremden göremiyorum.

Peki ne yaptı Dale Carnegie öncelikle ne-fis bir kahvaltı hazırlamış. Kahretsin ki diyetteydim. Ne o güzelim böreklerden ne de binlerce fotoğrafını çektiğim cupcakelerden 1 tane bile yemedim. Hatta bir ara insanlara arkamı dönüp oturdum gerisini siz düşünün. Tam günün sonunda işte Gülsün aferin sana yemedin diye kendimle gurur duyarken içerden bir ses yükseldi ‘yaa cupcakeler çok güzel burada yemeye utandınız galiba alın ağzınızı burnunuzu daldırıp dışarıda yiyin’ o an o kapıdan nasıl bir hızla uzaklaştığımı görenler oldu ise ışınlandığımı düşünmüş olabilirler. Netice; diyetim bitince bana cupcake borçlusu Dale Carnegie!

İşin geyik kısmı bir yana birlikte geçen zaman çok keyifli ve kaliteli idi benim için. Ayrıca periscope üzerinden yapılan canlı yayın sayesinde şehir dışında olup bize katılamayan blogger arkadaşlarımız da aramızda gibiydi.

Neler yaptık? Önce Levent Pınar kısa bir açılış konuşması yaptı, yeni başlayan bu iletişim buluşmalarının, konuşmalarının düzenli olarak devam edeceğinden bahsetti. Hepsine davetlisiniz gibi bir şey dedi yanlış duymadıysam : p Daha sonra Çağlayan Bodur kısa bir sunumla neler yaptıklarından, ekiplerinin gücünden, Dale Carnegie’nin hayatına dokunduğu önemli isimlerden bahsetti.
Sevgili Karin Işıkçı harika enerjisi ile -ki zaten kimyacıları her zaman ayrı sevmişimdir :) bize değerlerden bahsetti. Hatta bizlere dağıttığı değer kartları ile kısa bir değer testi yaptık. Son 2′ye kalan en önemli 2 değerim aile ve adaletti. Bu arada arkadaşların arasında sadece Ali Cevat ben aileyi değerlerimiz listesinde ilk sıraya almıştık, şaşırdım mı? EVET. Yine Dilek Faka’dan kısaca Dale Carnegie’yi ilk ağızdan dinlemiş olduk (gömleğine bayıldım) Bu arada bilerek mi tesadüfen mi bilmemekle beraber Çağlayan Bey ve Dilek Hanım’ın otizm farkındalık gününe mavi ışık yakan mavi gömlekleri ekstradan kalbimi çaldı. Ben? Ben mi? Tabiki mavi giyinmiştim.

Günün sonunda yeniden Çağlayan Bodur ile kısaca liderlik üzerine konuştuk. Yapılan araştırmalar, liderliğin kimyası, biz liderlerimizden neler bekliyoruz ve nasıl liderleriz bunlar üzerine konuştuk ve günü noktaladık. Benim için gerçekten oldukça keyifliydi. Tekrar teşekkür ediyorum, yeniden görüşmeyi diliyorum.

Ayrıca son derece zarif ev sahiplikleri ile Yonca ve Ayşe’ye bir teşekkür fazladan gönderiyorum. Sizleri tanıdığım için çok mutluyum.

Be Sociable, Share!

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>