Bu yazı umudunu yitirmek üzere olanlara gelsin

ağaç
Amacım kimseye akıl vermek falan değil ama bugün iş görüşmesinden çıkınca uzun, yeşil yolu ayakkabılarımı elime alıp yürürken hayatın nasıl da sürprizlerle, mucizelerle dolu olduğunu bir daha bir daha keşfettim. Yeni biçilmiş çimenin mis gibi kokusu, bahar güneşinin yakmayan ılık ılık ısıtan sıcağı, sonbaharda kökünden biçilmiş ağaçların odunlarından yeşeren tomurcukları görünce umutlanmamak elde mi?

Dün gece uyumadan önce Masal Terapi’den bir masal seçtim, kapadım gözlerimi, rastgele bir sayfa…

Lütfen okuyun, birebir değil aklımda kaldığı ve kendi yorumumla paylaşacağım.

Yıllar yıllar önce köyün birinde, meydanda kocaman, ulu, asırlık bir ağaç varmış. Gökyüzüne açılmış, kocaman ellere benzeyen bu ağacın üzeri meyve doluymuş. Gelin görün ki bir taraftaki meyveler hayat verirken diğer taraftakiler zehirli imiş. Köylü yıllar içinde hangi tarafın hayat veren hangi tarafın zehirli olduğunu unutunca ağaçtaki meyvelere kimse el sürmez olmuş. Ağacın tek görevi yaz sıcaklarında köylüleri gölgesinde serinletmek olmuş. Fakat günlerden birgün köyde büyük bir kuraklık çıkmış, insanlar açlık ve susuzluktan kırılmaya başlamış. Torunu açlıktan ölmek üzere olan bir dede, ahaliyi meydana toplamış ve demiş ki ‘ ben şimdi bir taraftan bir meyve koparıp yiyeceğim, şayet zehirli taraftan yemiş olur ve ölürsem diğer taraftan bir meyve koparıp, torunuma verin ve o da sizler de bu açlıktan kurtulun’ dedenin kopardığı meyveden ısırması ile gençleşmesi, ak düşmüş saçlarının eski haline gelmesi, sağlığına kavuşması bir olmuş. Köy halkı büyük bir sevinçle hayat veren taraftan sulu, sağlıklı meyvelerden yemeye başlamış. Lakin gelin görün ki içlerine bir kurt düşmüş ya demişler yine unutulur da zehirli taraftan meyve koparılıp yenirse ya çoluk, çocuk bilmeden yer, zehirlenirse diye… Düşünüp, taşınıp bir yol bulmuşlar ve köyün erkekler bir araya gelip ağacın zehirli tarafını kesip atmaya karar vermiş. Böylece hem tehlike geçecek hem de hayat veren taraf daha çok serpilip, büyüyecek, daha çok meyve verecek. Hemen işe koyulup ağacın bir tarafını kesip, içleri rahat evlerine dönmüşler. Ertesi günün sabahı meyve yemek için ağacın başına gittiklerinde gördükleri manzaraya inanamışlar, ağaç bir gecede kurumuş, yok olmuş bitmiş…

Yani; hayat denen bu yolda acı da var tatlı da… Olmalı da. Acı olmadan tatlının kıymeti olur mu hiç? Düşmeden kalkmanın hazzı, ağlamadan kahkahanın kıymetini bilebilir miyiz?
Acıdan da, yoktan da geçmek gerek olgunlaşmak için, aksi halde yaşamın bir kolu çolak, bir ayağı aksak olur.

Düşmekten korkma, her düşüşün sonunda ayağa kalkmanın daha kolay, kestirme bir yolunu keşfetmeye bak. Şimdi kalk ayağa ve kaldığın yerden yoluna devam et.

Not: Masal terapi ciddi anlamda tavsiyemdir, alın koyun başucunuza… İhtiyacınız olduğunda eliniz gidecek ve o size tam ihtiyacınız olan mesajı muhteşem bir masalla verecek.

Be Sociable, Share!

    Bu yazı umudunu yitirmek üzere olanlara gelsin” üzerine 1 düşünce

    1. Büyüklere masallar da olmalıymış diyorum bu yazıyı okuduktan sonra… Cünkü hayatından memnun degılsen şayet hayal kurman gerekir, bunun içinse düşünce dünyanın yani kelime dağarcığının geniş olması… Roman okudugunda yazarın evrenini yaşarsın, kişisel gelişim okudugunda kendin kanalıyla insanları tanırsın, hayal gücünü geliştiren ise masallardır. Bir varmış, bir yokmuş

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>