Bana Göre Zirve

Hepinizin malumu geçtiğimiz hafta 15-16 Şubat tarihlerinde İnsan Kaynakları Zirvesi vardı Lütfi Kırdar’da… Ne yazıktır ki ilk gün orada olamadım. Büyük bir kısmını web üzerinden izleme şansım olsa da orada olmayı çok ama çok istedim. Neyse ki Aydan’ın tweetleri sayesinde (ve tabiki de İpek Hanım’ın) anahtar mesajları yakalama şansım oldu.

Zirveye dair öncelikli söylemem gereken (ki bu katıldığım ilk zirve) gayet iyi hazırlanılmış olduğuydu. Salon, konuşmacılar, sunum,  mekan, standlar hepsini çok beğendim.

2.gün sabah erkenden oradaydım. Ana oturum konuşmacılarını dinleyerek başladık güne.  İkinci günün ana oturumları zaten çok kısaydı malumunuz. Fazıl Oral ve Justin Allen konuşmalarını özellikle çok beğenerek ana oturumları noktaladık.

Fazıl Oral insanların üçe ayrıldığında bahsetti. Hasta-Normal-Sağlıklı… Yazık ki sağlıklı insan hiç yok denecek kadar az. Belki normaliz o da zaman zaman :) Şu benim çok sevdiğim son yılların bana göre en iyi reklam videosu Profilo’nun 2011 Anneler Günü videosunu izletti bize bunlardan birkaçını duyduysanız normal yok hepsini ve çok sık duyduysanız geçmiş olsun dedi :) Toplantılardan bahsetti Oral. Girer konuşur, konuşur sıfır sonuçlarla çıkarız körler savaşından dedi. Liderlerin aslında çok yalnız insanlar olduklarından, okul bilgisinin sadece sınavlara, hayata hazırlamadığından bahsetti o çok dinlenilesi tarzıyla. Koçluğun artık ciddi bir mevzu olduğunu sanırım Amerika’da artık bu konunun 4 yıllık fakültelerde eğitimlerinin verildiği bilgisini paylaştı. Doğru koç ile temasa geçmek gerekliliğinden bahsetti. Çok severek çok keyif alarak dinledim kendisini.

J.Allen teknoloji ağırlıklı konuştu bizimle… Workday markasını bekliyorum heyecanla. Yakında duyacaksınız SAP ve Oracle’ın yeni sahibi.

Sonrası adeta maraton. Ana oturumlardan sonra ilk tercihimiz Toygan Pulat ve Stephen Cunningham’in ortak götürdüğü Vodafone’un Penceresinden Yetenek Yönetimine Bakış oldu. Muhakkak ki çok hoş bir programdı ama ağırlıklı olarak Vodafone hakkında bilgi sahibi olduk. Red Academy vs… Yurtdışı ile Türkiye’de ki İK arasındaki bağlantıların nasıl sağlandığı, rutin toplantıları vs hakkında yaklaşık 30 dakikalık bir dinleti oldu bizler için.

Ardından Akkök Holding sunumu ilgimizi çeker diye düşündük fakat seminer süresince beni en az etkileyen o oldu. Sıkıntı mentör vs ile ilgili değildi kesinlikle ama insan böyle bir zirvede daha bulunmaz, kolay kolay karşısına çıkmayacak bilgileri ve sunumları görmek istiyor pek tabi. Orada aradığımı bulamadım ki bu gayet olası bir durumdu.

Daha sonra kısa bir öğle yemeği molası ve yeni oturumlara kadar stand gezme… Kariyer.net’in standı holün girişince oldukça genişti. Tüm katılımcıların mola adresi oldu. Sabah saatlerinde stand hostesleri Kariyer dergisinin yeni sayısını bir defter bir de kurabiye ikram ederek karşıladı konukları. Bir çok organizasyon, işe alım ve diğer hizmetleri sunan danışmanlık firması ile tanışma faslım ve ardından Secret CV standı. Kariyer portalları içerisinde en ufak ama en aktif olan stand. Gün boyu çekilişleri hemen katılan herkesin gidip önündeki fotoğraf çekildiği alanı, komik ve kocaman karikatürlerinizin yapıldığı gayet cici bir standı vardı. Yenibir.iş ve Hürriyet İK aynı alana konumlanmışlardı. Yenibir.iş’in de gayet sıcak stand hostesleri yeni sayı dergilerini ve Steve Jobs kitabını hediye etti bize.

Durma değiş dedik ben cadı, Aydan melek, Oya’da palyaço oldu. Gayet eğlenceli fotoğraflar, Vodafone stand ziyereti, Açıksınıf ziyareti derken program başlamadan Mehmet AUF mentörlüğünde enocta’nın kısa bir tanıtımına katıldım. Çok ilgimi çekmemekle birlikte gün gelir işe yarayabilir diyerek oradan ayrıldım.

Bundan sonra ki durağımız Açıksınıf eğitimlerinin olduğu Hisar Salonuydu. Bora Özkent ile başladı. Çalışan Deneyimi Yönetimi. Hani az önce bahsettiğim mevzu vardı ya insan orada farklı bilgiler ve farklı bir sunum istiyor diye. İşte tam bunu buldum Bora Bey’in sunumunda. Hatta sunum bitiminde kartvizitimi paylaştım kendisiyle sunumun belli kısımlarını paylaşabileceğini söyledi.  Bora Bey 1930′lar ile günümüzü kıyaslayan bir tablo ile başladı konuşmasına. Yönetim şemasının o yıllardan günümüze dek çok değişmediğinden bahsetti. O günlerden beri hala yönetimin birbirine benzeyen elemanları istihdam etme çabasında oluşundan bahsetti. 60 saniyede neler olduğunu konuştuk. Mesela 60 saniyede 168 milyon e-posta gönderiliyor, 100 yeni linkedIn hesabı açılıyor vs.  İK’cıların özellikle marketing bilmesi, kendilerini ve şirketi iç ve dış müşteriye pazarlaması, çalışanı şirkete aşık etmesi gerekliliğinden söz etti ki bu çok doğru. Bana göre İK kesinlikle kendini çok iyi pazarlamalı patron zihniyetinde İK sadece giderdir çünkü :) Gerçek markalaşmanın İK ile mümkün olduğunu ve birçok şirketinin İK markasının şirket markası önüne geçtiğini söyledi. Bu adımda aklıma Turkcell geldi herkes Turkcell’ in İK’sından bahsederken markanın zirvede hiç olmaması garip diye geçirdim içimden. Bora Özkent eğitimine dair en hoşuma giden cümle ise şu oldu; Erkeklerin evlendikten sonraki değişimi, çalışanların firmaya girdikten sonraki değişimine benzer :) Evliliğin kıyısından şans eseri dönmüş biri olarak cümlenin ikinci kısmına katılmamak içten bile değil :) İK’nın erişilebilir olmasından artık işe alım uzmanı değil işe giriş deneyim yöneticisi olmak gerekliliğine kadar hakikaten zihnimi pırıl pırıl yapan bir oturumdu.  İş görüşmesi markanın ilk temsil anıdır dedik ve noktayı koyduk.

Kısa arada Çiler Yıldız‘la karşılaştım. Çiler Hanım ben henüz blogspot adresimde yazarken aniden birgün bana mail atmıştı. O zamanlar Paris’e gitme projesi var ( ki sonra Paris, İspanya oldu) heyecanlıyım, kuzenim orada onu özlemişim vs arka fon pembe Eiffel kulesi -bak şimdi hani bu kadar da olmaz ki gel İK yaz arkası pembe Eiffel :) Neyse hadi hepsini geçtim fonun renk değişimleri yazının bazı yerlerinin zor okunmasına sebep. Çiler Hanım’da bana bu konuda mail atmış -bak okunmuyor değiştir diye… Tabi hemen girip fon renk, desen ne varsa değiştirip kendisine bir teşekkür maili atmıştım. Orada da karşıma çıkınca hemen koştum yanına kısacık kendimi hatırlattım 28 Şubat’ta İTÜ zirvesinden sonra tabletine katılacağımı bildirdim beni unutmasın diye bir de kartvizitimi verdim :)

Derken Elif Duru Gönen saati…

Bazı insanlar cidden evrenden torpilli. Fazla cici, fazla samimi, fazla iyi niyetli, fazla akıllı ne bileyim fazla işte fazla :) Elif Hanım’da tam bunlardan. Nefis ama nefis bir programdı.  Değişen kuşaklar, dönüşen liderlik dedik. Konu her seferinde dönüp dolaşıp Y kuşağına geldi. Yeni nesilin daha zeki olduğundan bahsettik. Her yeni neslin ebeveylerinden %5 daha zeki dünyaya geldiği, IQ’nun her 10 yılda 3 puan arttığını öğrendik, konuştuk,  tartıştık. Çalışanlardan bahsetti, artık sözlere, değerlere değil, hareketlere inanıyor çalışanlar.  İşe alım ve işten çıkarma durumlarının şirket değerlerini doğrudan yansıttığından bahsetti. Benim en çok ilgimi çeken Zappos paylaşımları oldu. Zappos ziyaretine dair fotoğraflar vardı sunumunda. Boyner yayınlarından çıkarılan (Türkçe çevirisi ile tabiki ) Mutluluk Dağıtmak kitabını kesinlikle önerdi.  (Hatta sanırım yazı bitince çıkıp alacağım.) Hala çalışanlarının isimlerini bilmeyen yöneticilerin varlığından, hala toplantıya girince “çocuklar” diyen hitap eden üstlerin varlığından söz etti. Çalışanların hayatına dokunulmadığından yazık ki kişiyi hala bir bütün olarak ele alamadığımızdan…  (Bu arada özellikle tavsiyemdir ki zirveye dair çok ince, çok akılda kalan notlar bulabilmeniz adına eğer hala takibinizde değilse Aydan Çağ’ı takibe alın ve zirve notlarını okuyun, tüm zirve boyunca tweet atarak konuyu çok sıcak aktardı) Artık dinlemeyi öğrenmeli yöneticiler, hiyerarşik yapının sadece verimliliği ve samimiyeti öldürdüğünün fazla ve gereksiz yerde ki ciddiyetin sadece çalışan ile yönetici arasına kocaman kocaman aşılması imkansız duvarlar ördüğünü artık fark etmeliyiz. Yazık ki hala iş bilincinin, saygının ve hiyerarşinin akşam olsa da eve gidip şunu boynumdan söküp atsam denen kravata bağlı olduğunu düşünen yöneticiler var. Ben hep diyorum zaten eğitimleri önce yöneticiler almalı, gençlerin onlardan daha çok şey bildiğini kabul etmeleri gerek artık. Hani bir söz var ya (tam doğru aktaramasam da mesajı alacaksınız.) 15 yıllık tecrübe ile bir işi 15 yıl aynı şekilde yapmayı karıştırmamak gerek. (Serhat, yanlışsa düzelt) İşte bu hesap bu eğitimlere benden, Aydan’dan önce yöneticiler katılmalı mesela Aydan’ın işbaşvurusu yapacağı şirketlerin yöneticileri… İdealleri olan gençlerden korkmamayı öğrenmeleri için!  Elif Hanım’a dönmek gerekirse bayıldım_dık. Eğitim biter bitmez yine hemen koştuk yanına. Blogger kimliğimizi çok sevdiğini hissettik :) Biz dedik sizden eğitim istiyorum -tabi dedi hemen -hangi şirket yok dedik şirket falan yok biz öyle bireysel sizden öğreneceğimiz şeyler var ve bunlar için bir eğitim. Bize ne cevap verdi biliyor musunuz? -Ne eğitimi Allah aşkına bir kahve içeriz ne öğrenmek istiyorsanız ben anlatırım. Hala böyle insanların, maddeci değil de gerçekten faydalı olmayı çok şeyin üstünde tutan insanların varlığını görmek en azından benim için (eminim diğer arkadaşlarım için de) nasıl bir umut ışığı size tarif edemem. Bu hissi son birkaç haftadır Banu Çakar’da bana yaşatmıyor değil. Olduğu yerde kalmıyor yazdığın bir yorumu unutmak yerine sitene girip yazın hakkındaki fikrini paylaşıp sana tekrar moral olmaya çalışıyor. Böyle arada bir umudunu yitirdiğin zaman bu insanları çıkarıyor evren karşına vazgeçmemen ve birgün böyle olmayı hedeflemen için. İpek Hanım mesela onca işinin gücünün arasında akşamın köründe bana telefonda neler yapmam gerektiğini anlatıyor. İşimle, gücümle, sitemle ilgili. İşte o zamanlar diyorum ki doğru yolda olduğun için doğru insanlar hep yanında olacak merak etme…

 

veeeee…. geçiyorum bambaşka bir doğru insana Sunay AKIN :)

Beyefendi de torpillilerden kim ne derse desin. Allah’ın iyi niyet ve sevgiyi bolca bahşettiği kullardan. Seminer saati başlamadan konuşmaya başlayıp – ya ben nasıl olsa son konuşmacıyım giden gider ben devam ediyorum diyenlerden. Açık sınıf salonunu tıka basa doldurup insanların ayakta falan demeden 1 saat dinlediği şahane bir program. Haydi dedi -Nuh’un Gemisi kalkıyor hazır mıyız? Hazırız hocam sen anlat biz dinleriz ula! :)

Sunay Akın bize Düşünce Kapılarınızı Aralayın dedi. Dışardaki duvarlar yıkılır siz içerideki duvarlarla ilgilenin dedi. Boşverin hisse senetlerini siz hissi senetlere bakın dedi. Ne güzel dedi. Ay’dan, uzaydan bahsetti, okuyanla-okumayan arasında dengesizlikten, Muzaffer Gökmen’den bahsetti. 60 yıl önce şuradaki boş alanı kütüphaneyi genişletmek için kullanalım denildiğinde -olmaz efendim, oraya cenaze arabaları park ediliyor diyenlerden bahsetti. Kadın ve kitabın kıymetinden bahsetti (ya da tam öyle değildi de ben öyle anladım) :) Yazın dedi. İnsan olmanın izi mürekkep dedi. Bilginle fark yaratırsın, bilginle beslenir, beslersin dedi. Kocaman kocaman alkışlarla açıksınıf’ın katılımcılarına hediye ettiği kitabını imzalamaya gitti.

Çok ama çok keyifli geçti açıksınıf oturumları. Benim zirve yazım da ancak böyle olurdu. Ben heyecanla Çağın İK’da yazılacakları bekliyorum. Ama kaynağım insan, yetenek ve kariyer, Banu Çakar ve Merve Karabağlı’nın bu konuda yazdıklarını henüz okumadıysanız kesinlikle öneririm.  Bu arada ben çok sevdim, hemen 2013 zirvesi gelsin istiyorum (bakın 30 olmayı bile göze aldım siz anlayın ne çok sevmişim :)

Bu arada 28-29 Şubat ve 1 Mart tarihlerinde İtü’nün İnsan Kaynakları Zirvesi’nin 3 gününde de orada olmayı planlıyorum. Eminim o da çok faydalı olacak benim için. Şimdilik hoşçakalın, sevgilerimle. Pazar’ın kalan saatleri güzel geçsin.

 

 Not: Yazının önizlemesine bakarken ne kadar çok güldüğümü fark ettim, müdahele edecektim ki madem gülmüşsün yazarken, bırak kalsın dedim. 

Be Sociable, Share!

    Bana Göre Zirve” üzerine 5 düşünce

    1. Gülsüm, yazını yine çok beğendim. Sende zirveden kalanları süper özetlemişsin. Bu arada hakkımdaki yorumların için teşekkürler…Bende dün senin “Kalbinizde ve kafanızda olanları fark edin” yazıma yorumunun ardından sana “Gülsüm için” adıyla bir yazımı göndereceğim demiştim. Nedensiz bir şekilde içimden geldi.
      Sevgilerimle…
      Banu Çakar

    2. Güsün aynen bende yazdım zirveye dair yazımı inanılmaz uzun oldu seninki gibi :) ) Bloguma tekrar kavuşunca bir an önce paylaşmak istiyorum.

      Onun dışında gayet güzel, esprili,sıcak bir yazı ile zirveyi özetlemişsin. Takipçilerinle beni de paylaştığın için ayrıca teşekkür ederim.

      Son olarak “Aydan’dan önce yöneticiler katılmalı mesela Aydan’ın işbaşvurusu yapacağı şirketlerin yöneticileri… İdealleri olan gençlerden korkmamayı öğrenmeleri için!”
      bu cümlene katıldığımı ve lütfen sorgulayan, değişime lider eden, okuyan, araştıran, kendini geliştiren biz gençlerden lütfen şirketler, yöneticiler korkmayın! demek isterim.

    3. Bu kadar yorumun ardından ben yazmasam olmazdı:)
      Çok güzel bir zirve yazısı olmuş gerçekten…twitter’dan ve onca blog yazısından zirveyle ilgili pek çok bilgi edinebildik …

      Sonsuz teşekkürler …:)

      2013 zirvesinde hep beraber olup parmaklarım ağrıyana kadar tweet atıp beraber o coşkuyu paylaşmak için sabırsızlanıyorum:)

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>