Dilekçe yazılır, mühür basılır

dilekce-arzuhal
İnsanların tahammülsüz, çok asabi ve öfke kontrolünü nerede ise hiç yapamadıkları günlerdeyiz. Toplu taşımada, ofislerde, apartmanlarımızda ve hatta sosyal medya hesaplarımızda. Bazen öyle şaşırtıcı yazılar, yorumlar okuyorum ki aklım uyuşuyor. Son derece sıradan bir fotoğrafın altına akla gelmez hakaretler, üzücü, yıpratıcı yorumlar. Apartmana girerken sizden 1 adım önce girmiş komşunuzun kapıyı tutup, selamlaşmayı seçmek yerine küt diye kapıyı yüzünüze çarpıp, koşar adım asansöre binip, kaybolması.

Neyse konuyu bağlamak istediğim yer başka, konu bu öfke patlamaları esnasında insanların birbirlerine isteyerek ya da tamamen öfkesinin kurbanı olarak sarf ettiği cümleler. Hakaretler, tehditler. Malumunuz bu aralar önüne gelen beni tehdit ediyor, hal böyle olunca oturup bu konuyu ciddi ciddi araştırdım. Neler yapılabilir, nasıl önlenebilir diye sonra fark ettim ki özellikle tahdit konusuna ilişkin çok ciddi yaptırımlar var. Gerek fiilen yapılan tehditler yani yaralama, korkutma, mala ya da cana zarar vererek, gerekse yazılı, sözlü tehditler savcılık tarafından baya baya ciddiye alınıyor. Sosyal medya üzerinden (twitter biraz zor) yapılan tehditler özellikle günümüzün vazgeçilmez iletişim kanalı whatsapp üzerinden sesli ya da yazılı tehditler için diyebilirim ki nerede ise savcılık aynı gün içinde soruşturma başlatıyor. Benim de şu an savcılığa intikal etmiş bir şikayetim var, belgeleri henüz teslim etmedim, durumu düzeltmeleri için kendilerine yazılı olarak talep gönderdim. Henüz ciddiye alınmadı fakat cumaya kadar bekleme süresi verdi savcılık, cuma günü ya gidip belgeleri teslim edeceğim ya da şikayetimi geri çekeceğim. Savcılığa başvuracağınız gibi herhangi bir kolluk kuvvetine de başvuru yapabilirsiniz. Bahse konu tehdit bir iş ilişkisi kaynaklı ise süreci bildirimde bulunmanıza rağmen önlemediği için işvereni de şikayet hakkı doğuyormuş, benim durumum böyle. Aslında başımıza gelen bir çok belanın sebebi haklarımızı yeterince bilmiyor olmamızdan kaynaklanıyor. Benim durumum için savcılık koruma dahi talep edebilme hakkım olduğunu söyledi. Hatta bir an kendimi korumalarla hayal etmedim de değil :p işin goy goyu bir yana yok öyle önüne gelenin asarım, keserim demeye hakkı, gidin şikayet edin, paşa paşa versin ifadesini aklı başına gelsin. Araştırırken karşıma çıkan örnek bir olayı da hiç kesip biçmeden kaynağı ile aynen paylaşmak istiyorum… Kadıncağıza gülsem mi üzülsem mi bilemedim, kocacığına demiş ama o :)

”Slm baran bey 5 ay once gittigim kuaförde kuoforun isini dikkatsiz yapmasi sonucu beni yaralamasina maruz kaldim.vucuduma 4 dikis atıldı ve adli rapor tutuldu.bunun sonucunda kuofore dava actim.kuofor de ifadesinde onu tehdit ettigim yonunde beni sikayet etmis.kocacim ben bu kadini dovsem suclu olurmuyum diyerek onu tehdit etmisim.ben bu sekilde bir cumle kullanmadim zaten yaralandigim icin sinir krizi geciriyordum ve şoktaydim.ve 2 aylik bebegim vardi.yaninda calisan bayani yalancı şahit göstermiş.sonuc olarak 2 durusmada hakim karara bagladi.kuofor taksirle yaralamaktan 100 gun para cezasi aldi 2000 tl. ve 20 taksit.banada tehdit sucundan 2 ay 15 gun hapis cezasi verdi.avukatimda bende saşirdik kaldik.ona soylenmis bir tehdit yok.soylemedim ama farzetki soyledim kocama soylemis oldugum soz tehdite girermi hem yara aldim adalete guvendim birde ceza aldim bu durumda bana yol gosterirmisiniz ne yapabilirim.haksizliga uğradım”

İlgili link;

https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tehdit-sucu-sartlari-cezasi.html

Yazıyı yazarken aklımdan bu şarkı geçti, dinlenesi, hem Barış abinin sesini de özlemişim.

Hamiş: Babaannem Bakırköy’de eski adliyenin orada otururdu, ona giderken okumayı yeni sökmüş Gülsün yaşlı amcaların önündeki yazıları okurdu o günlerden aklıma en çok kazınan da Arzuhalci idi.

Çürük elmayım ve halimden çok memnunum

3 gün önce facebook’ta daha önce denk gelmediğim bir ik bloguna rastladım. Blogunda kendince enlerini yazmış. Yazısını okudum, emeğine sağlık pek tabi, fakat kendisinin yazmaya hakkı olduğu gibi benim de fikir beyan etmeye hakkım olduğunu düşünerek artık bu blog ve blogger sıralamasından çok sıkıldığımı, insanların sürekli kendi iradeleri dışında kategorilere ayrılmasından rahatsız olduğumu dile getiren bir ileti yazdım şahsi facebook sayfamda. Beğenenler ve aynı fikirde olanlar ileti altına görüşlerini paylaşırken saçma sapan bir şekilde aksini düşünenler bu konu hakkında görüşlerini kendi sayfalarında laf sokma şeklinde sergilediler. Bir blogger arkadaş üretmeden eleştirenler doldu tehlikenin farkında mısınız dedi, diğeri ise iletimi etrafta dolaşan saçma sapan iletiler olarak nitelendirdi. Gönül isterdi ki karşılıklı konuşarak ya da yazışarak fikirlerimizi paylaşabilse idik. Her neyse bu vesile ile;

Sizler muhteşemsiniz ben çürük elmayım
Sizler harika, çok önemli işler yapıyorsunuz ben çürük elmayım

Bu örnekler uzar uzar uzar… Netice hep şuna varsın ben çürük elmayım ve halimden memnunum.

Ben kendi halinde 6 senedir iyi kötü bu blogu ayakta tutan, özel ve zor zamanlarım dışında elimden geldiğinde zaman ayıran, hiç birinizin cesaret edemediği kadar gözü kara yazıp koskoca şirketleri karşısına alıp, yaşadığı tüm deneyimleri isim vererek, kurum adı vererek gerçekten fayda sağlayacak şekilde yazan bir kadınım. Blogger falan değilim, sıradan eli az da olsa kalem tutan bir iş insanı, bir kadınım. Çıkarın beni listeden, davet etmeyin etkinliklerinize, ‘En’ ler listenizde en çürük elma kategorisine beni koyun hiç dert değil, gerçekten. Tekrar söylüyorum bugünden ve bu yazıdan itibaren hiç bir listede, hiç bir etkinlikte, hiç bir davette, 3-5 kıymetli insanın ki hariç kati suretle bulunmayacağım. Çok rica ediyorum beğenmiyorsanız ikburada ve şahsi sosyal medya hesaplarımı terk ediniz. Ben ortak fayda sağlamak, paylaşmak, bir şeyleri değiştirmek için buradayım. Şeker bir kız olayım, istediğiniz şeylere söyleyeyim ve sizler beni sevin diye değil.

Mutlu cumalar