İşyerinde Aşk ve/veya Meşk

işyerinde aşk

Bir konuda bir kaç satır bir şeyler yazıp, bir de sizlerin konu hakkında fikirlerinizi almak istiyorum.

Konumuz İşyerinde Aşk&Meşk

Bir çok kurumsal firma işyeri içinde ilişki, evlilik vb. yakınlaşmalardan rahatsız. İşin içinde ahlaki değerlere zarar veren durumlar varsa her iki tarafın da işine son verilebiliyor. Örneğin taraflardan birinin ya da ikisinin de evli olması ya da gayri ahlaki, uygunsuz durumlarda şirket içinde görülmeleri, yakalanmaları tabiri caiz ise basılmaları.

Bir de herhangi bir ahlaksız durum olmadan ilişki yaşanması ya da evlilik gibi durumlar var ki aslında bunlar gayet olası, normal, sevimli. Gelin görün ki ilişki umulduğu gibi gitmez ve evlilik ile bitmez ise bunun da sonu can sıkıcı olabiliyor. Bu gibi durumlarda da şirket taraflara öneri sunabiliyor ya da sunmaksızın iyi niyetle taraflardan birini ayırabiliyor. Örneğin Beko’da, Arçelik’te böyle uygulamalar olduğuna birebir şahit oldum, bu genel bir Koç grubu uygulaması değil sanırım çünkü YKB’de tanışıp evlenen ve işlerine devam eden arkadaşlarım var. Benim son şirketimde de tanışıp, evlenerek uzun yıllar işlerine devam etmiş bir çiftimiz vardı.

Tanık olduğum başka durumlarda oldu, aşağıdaki örnekler benim birebir gördüğüm veya duyduğum örnekler, lütfen eski iş arkadaşlarım örneklerin içine kendilerini oturtmaya çalışmasınlar.

Evli erkek, bekar kadın!  Süreç, tüm durumu bilmesine rağmen sesini çıkarmayan, sözlü ya da yazılı herhangi bir ihtardan imtina eden bir yönetim. Sonuç; biten bir evlilik.

Evli kadın, bekar erkek! Süreç, tüm durumu bilmesine rağmen sesini çıkarmayan, sözlü ya da yazılı herhangi bir ihtardan imtina eden bir yönetim. Sonuç, evlilik devam ediyor, erkek de evlendi, ilişki de devam ediyor.

Bu ve buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün. Ben ekipleri yönetirken duygusal zekanın hiç bir zaman göz ardı edilmemesi taraftarıyım. Ekibimin içinde bu tarz ahlaksız durumları ‘insanların özel hayatı’ cümlesinin ardına saklayıp, hiçe saymaya hiç niyetim yok. Zira bu bir karakter meselesidir, güven meselesidir. Aile toplumun en temel birimidir ve;  yönetim, liderlik, uyum, sevgi, saygı, güven kavramlarının tümünü ilk önce bu birimin içinde öğrenmeye başlarız biz. Şayet ailesini yönetemeyen bir insandan düzgün iş beklemem ben. İtiraz edenler muhakkak ki olacaktır, bu benim düşüncem ve sonuna kadar arkasındayım. İnanın onlarca da örneğini gördüm, deneyimledim.

Bu sebeple yönetimin bu gibi konularda daha hassas olması, kesinlikle baskıcı  bir yönetimden  bahsetmiyorum sadece bu konuda sınırları  belli bir yönetimin çok daha düzgün ve etik çalışma ortamları sağlayacağını düşünüyorum hatta eminim.

Var mı görüşleriniz? Sizce durum ne kim kiminle ne yaparsa yapsın mı dersiniz yoksa yönettiğiniz ekipte bu tarz ahlak dışı tavırlara tepkinizi gösterir misiniz?

 

 

Artık nasıl içim şişmişse;

Bu sabah yataktan gözlerimi Harun Kolçak’ın Karşıyım şarkısı ile açtım… Sözleri mi buyrun efenim;

beni ikna edemiyor
hiç bir cevap
hiç aldırmıyorum bu gülmelere

karşıyım her şeye
karşıyım varmı
rabbim adaletin
bu kadar mı

karşıyım alayına
karşıyım varmı
rabbim adaletin
bu kadar mı

hadi versinler
cezamı razıyım
hür doğdum hür öleceğimm
ya efendisi olacağım kendi hayatımın
ya bu yerden gideceğim

Ben bu şarkının ‘bu yerden gideni’ olmayı tercih ettim. Uzaktan bakıp işin detayını, incesini bilmeyenler pek rahat eleştirir karşısındakini. Ama bir gelip görmek, işin içine girmek, görünmeyi görmeye çalışmak gerekir. Bunu yapmadan aman sen de bir şeyi beğenmiyorsun, her şeye muhalifsin demek işin kolay kısmı. Beni  bilenler bilir, bilmeyenler kendi gibi bilir demiş birileri kim demişse pek isabetli demiş : ) Benim için de durum böyle işten ayrılalı 2 ayı geçti hala travmasını atlatamadım. Arıtma sektöründen, çok güçlü rakiplerden çok iyi teklifler alıyorum, işine etik kısmını falan bir kenara attım arıtma kelimesine bile tahammülüm yok, teşekkür edip kapatıyorum.

Siz siz olun bir insanı elinden bir çok iş geliyor diye sömürmeye kalkmayın, kimse aptal değil elbet bir gün gözünü açacak ve sizi yüz üstü bırakıp kaçacaktır. Ne siz zora düşün, ne milletin psikolojisini bozun. Alacağı kadar yükleyin, hayır diyemiyor oluşundan nemalanmayın. Bedelleri her iki taraf için de ağır olabilir. Basmayın damarlara, tuzlamayın yaraları, efendi olun, adam olun, insan olun : ) Bir gün biri çıkar ve tüm geçmişin intikamını sizden alır.

Hadi şarkıda yazının bonusu olsun canlar ;)