Bahanelerimle Selamlıyorum Sizi

images

İnsanın en kolay yaptığı şey bence bahane üretmek. Bu konuda yaradılışımız gereği muazzam yetenekliyiz. Sevmek için, terk etmek için, devam etmek için, vazgeçmek için her şey ama her şey için bahaneler üretebiliriz. Her seferinde affetmeyeceğim dediğiniz insan için eğer içinizde affetme arzusu varsa tonla olumlu şey bulup yine yine yine affedersiniz, hele ki gözünüzden düştü ise biri silmek için tüm iyi şeylere rağmen yine tonla bahaneniz hazırdır. Yazamadığım yazılar, okuyamadığım bloglar, elimde aylarca sürünen kitaplar için oldukça sağlam bahanelerim var. ÇOK YOĞUNUM! Hayatım farklı bir şekle büründü, bu şekil istediğim şekil miydi, yoksa hiç o şekle ait değil miyim yoksa o şekli tamamen ben mi verdim bu aralar çılgın gibi bunu düşünüyorum. Tuhaf bir memnunluk, yorgunluktan göz açtırmayan, hafif psikopatımsı bir mutlulukla yanıp tutuşuyorum. Hayatımın kocaman bir kısmı uçarak geçiyor, şaka yapmıyorum cidden uçarak, yani uçakta.  Bazı sabahlar gözümü açıp acaba şu an neredeyim diye soruyorum kendime. Kim farkında kim değil bilmiyorum ama -farkında olması gerekenler farkında bu bana yetiyor- fabrikaya yeni başlamış kaynakçıdan en kıdemlisine, merkezden, sahaya her nerede bizden biri varsa hepsine dokunuyorum. Bizzat giderek, arayarak, yazarak ama hep yanlarında olduğumu hissettirerek. Bu tarafı öyle böyle idare ederken diğer tarafta neler akıp gidiyor diye bir sorguladım. Yazı yazmak neredeyse tamamen çıkmış hayatımdan, diğer bloglar da pek ilgimi çekmez olmuş. Bu bilinçli bir tavır değil ama okuyasım gelmiyor. Belki kendim yazamadığım için kıskançlıktan okumuyorum bilemiyorum :p İçerik üretememenin en önemli nedeni okuyamamak yani işin özü okumadıkça yazamadım, yazamadıkça okumadım. Bir ara acaba moda blogu açıp Nil Ertürk’e makyaj blogu açıp makyajmıdedin’e hatta kaş alma uzmanı olup Nur Bilen’e rakip mi olsam diye düşünmedim değil : ) Günler günleri, aylar ayları kovalarken bir sabah acaba ekolojik tarım yapıp İpek Hanım’ın Çiftliğini patlatsam mı diye düşünürken buldum kendimi işte o gün milat oldu git kızım dedim kendi blogunda saçmala sen kim püsküllü mısır yetiştirmek kim : ]

Şaka bir yana benim de blogumu ihmal ettiğim her gün için tonla bahanem var. Bu ihmal burada son buldu. Elimdeki kitapları, dergileri bir silkeleyip kaldığım yerden ufak ufak yazmaya devam edeceğim. Bu arada yeni bloglar keşfedip okunası insanlar keşfetmek için araştıracağım. Aynı şeylerden, sürekli talkım verir yazılardan yılmış durumdayım zira…

Öyle korkunç iddialı muhteşem yazılarla dönmeyeceğimi zaten hepiniz biliyorsunuz ama ben yine beni ben yapan içime sinen yazılarla her hafta en az 1-2 gün burada olacağım. Gider ayak artizliğimi yapıyor sevdiklerimi öpüyor sevmediklerimin öperken yanağını ısırıyorum…  No more bets demişti bir amca geçende Kıbrıs’ta ;)