Kendini Gerçekleştiren Kehanet-Öğrenilmiş Çaresizlik

dog-shuttle-box

Dün akşam 19.00 – 21:00 saatleri arasında İstanbul Business School çatısı altında ikincisi gerçekleşen Zihintonik etkinliğindeydik. Maslak’ta gerçekleşen bu programa dair detayları sizlere ileteceğim. Ama şu anda bahsetmek istediğim konu dün Selim Geçit’in üstüne basa basa irdelediği ”Öğrenilmiş Çaresizlik”

Öğrenilmiş Çaresizlik Kuramı 1970′ lerde Martin Seligman tarafından ortaya atıldı. Seligman deneyinin ilk yarısında köpekleri kısa aralıklarla şiddetli elektrik şoklarına maruz bırakıyor. Köpekler yaşadıkları ve karşı koyamadıkları bu şoklar karşısında çaresizliği kabul ediyorlar. Deneyin ikinci yarısında kaçınma eğitimine geçiliyor. Kutulardan birinin zeminine uygulanan elektrik şoku bir ışık ya da ses kaynağı ile beraber koşullandırılarak köpeğin diğer kutuya zıplaması ve elektrik şokundan kaçınması öğretiliyor. Ancak köpekler deneyin ilk yarısında bu şoktan kaçamayacaklarını öğrenerek çaresizliği geliştirmişlerdi ve deneyin ikinci yarısında bu şoktan kurtulmalarına fırsat verilmesine rağmen geliştirdikleri çaresizlik kontrolünden kurtulamıyorlardı.

Hayatın bir çok alanında başarısızlığımızın altında yatan en büyük neden bence bu durum. Hepimizin daha çocukluktan zihnimize aşılanmış öğrenilmiş çaresizlikleri var. Daha ilkokul sıralarındaydık eğer matematik dersinde çarpım tablosunu bir grup arkadaştan birkaç gün daha geç öğrendiysek bizde matematik kafası yoktur, hay allah çok isterdim kızım mühendis olsun, doktor olsun ama bunda matematik kafası yok. Okumaya devam et

Canınızı Acıtmaya Devam Edeceğim..Üzgünüm

yorum172a9315

Son zamanlarda çok acı noktalarınıza dokunmaya çalışıyor gibi gözüksem de;

Aslında sizlere olduğu kadar da kendime bir farkındalık yaratma çabası içindeyim. Yıl sonuna yaklaştığımız şu çetin günlerde zam, terfi, onun maaşı, bunun bakışı gibi düşüncelerle yatıp kalktığımızı düşünürsek sanırım buna ihtiyacımız da var.

Geçenlerde sizlerle yine buna benzer bir haber paylaşmıştım buyrun bunlar da bir benzerleri en az onun kadar acı..

Hem Aralık ayının hem de bu haftanın belini kırdığımız bu tam ‘Orta’ günden kalbinizin hiç kırılmaması, hiç kalp kırmamanız dileği ile.

Aşağıdaki linkler sizler için ve ben bunu yapmaya devam edeceğim.

Sevgilerimle,

Çok Mutsuzsunuz Değil mi?

Bir Sürü Derdiniz Var Değil mi?

Sürekli olmayana ihtiyaç duymak…

beyin

Mutsuz olmak hastalığı diye bir durumun varlığına iyiden iyiye inanmış durumdayım. Elimizdekiler hiç mi hiç umrumuzda değil varsa yoksa sahip olmadıklarımız.. Peki hiç düşündük mü acaba, sahip olmadığımız için hayıflandığımız şeylere gerçekten ihtiyacımız var mı?

Yoksa bu durum bizlerin, aciz insan egosundan başka bir şey değil mi?

Geçenlerde yazdık size ben de yazdım Serhat’ta yazdı. Beraber deneyimlediğimiz Karanlıkta Dialog atölyesinden. O gün orada yaşadıklarımızı kelimelerle ifade etmek imkansızdı. O sırada orada şükrettim binlerce defa ama çıkınca ne yaptım biliyor musunuz? Sebebini bile hatırlamadığım bir konu yüzünden Serhat’la kavga ettim : ) Şimdi gülüyorum ama, hayatta tam böyle bir şey işte bir süre sonra sebebini unutacağımız bir dünya olay yüzünden bugün üzülüp, kendimizi perişan ediyoruz. İş hayatında böyle, özel hayatta böyle. Sürekli bir sonrayı düşünme, sürekli bir gelecek kaygısı, sürekli bir yetersizlik hissiyatı ile boğuşup duruyoruz.

Hayat büyük ihtimalle hiç bir zaman mükemmel olamayacak, kusursuzluğu hiç yakalamayacağız. Peki kusursuz olmaya neden ihtiyaç duyuyoruz? Bu mümkün mü acaba? Okumaya devam et

Sosyallikten öleceğimiz günlere koşar adım!

basa-bela-sosyal-medya-ve-internet-illustrasyon

Bundan yıllar önce yazlıkta arkadaşlarla otururken arkadaşlardan birinin annesi demişti ki; ‘yıllar sonra etrafınızda 3 tane gerçek dostunuz varsa eğer şükredin’ o zamanlar benim en az 100 tane arkadaşım vardı ve hepsini çok sever, her şeyi paylaşırdım. Zaman aktıkça o kalabalıkta ağır ağır aktı hayatımdan ve azalarak devam etti bu akış.

Yirmili yaşlarımın ortalarına geldiğimde bu sayının belki 10′da 1′i vardı sadece hayatımda. Yaş 30 olduğunda ise ne tesadüftür ki sadece 3 gerçek dostum kalmıştı hayatımda. Nasıl da bilmiş Anıl Teyze…

Şimdi etrafıma bakıyorum insanlar aç! Dostluğa, paylaşıma aç herkesin birbiri ile gereksiz bir samimi olma çabası aldı başını gidiyor. Sosyal medya denen illet arada durması gereken saygı duvarlarını yıktı geçti. Tanıdığımız tanımadığımız herkes ile çok yakınız ve çok rahat iletişim kurabiliyoruz. Daha az önce yaşadığım bir olay arkadaşın teki bir blog yazarının yazılarını çok beğeniyor. Ama ulaşma kolaylığı o yazıları okuyup, Okumaya devam et

Minik, güzel işler yapıyoruz biz…

Yeni yıl hediyelerimizi seçtik bugün…

Dünya için güzel şeyler yapan bir şirketiz biz. Dünyada Avrupa, Orta Doğu, Afrika demeden atık su, gri su, deniz suyunu arıtıp kullanım hatta içme suyu haline getiriyoruz. Bir mühendislik firmasıyız daha da ötesi biz bir çevre firmasıyız. Çalışanlarımızın büyük çoğunluğunu çevre mühendisleri oluşturuyor. Gerek İstanbul’da gerek Aydın’da gerekse Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış bayileri ile Aquamatch, Türkiye için ve dünya için güzel bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Bu sene böylesine özel bir çevre firması olarak yeni yıl promosyonlarımızı biraz daha duyargalarımız açık seçtik. İlk defa bu yıl benim önerimle ve yönetimin hızlı kabulu ile tüm ürünlerimizi geri dönüşümlü malzemelerden seçtik. Kraft kağıtlar, yeniden işlenmiş ahşaplar. Kalemlerin iç malzemeleri dışında sıfır plastik. Kullanacağımız tüm kağıtları geri dönüşümle yeniden kazanılmış saman kağıtlarından seçtik. Flash belleklerimizi yeniden değerlenmiş ahşap malzemelerden… Okumaya devam et

Gözlerimi kapattım ve ruhumda binlerce mum yaktım

photo

Bugün İBS’ nin davetlisi olarak Hilton’ da hayatımın en enteresan deneyimini yaşadım. Dün seyahatten dönmüş olmak, son günlerimin sürekli maaş artışları ve zam pazarlıkları ile geçiyor olması ‘Boşver kızım yat uyu’ hissiyatı yaratsa da içimdeki güç beni yataktan kaldırdı ve sabahın kör karanlığında yola döküldüm tabii ki Serhat’ la..

Korkunç İstanbul trafiği yüzünden 20 dakikalık geç kalma anında al işte gelmemeliydin hissini yeniden yaratsa da;

13 kişilik bir ekibin üyesi oluvermiş buldum kendimi. Selim Geçit ortaya geçmiş az sonra yaşayacağımız deneyimden bahsediyordu. Daha dinlerken büyü başladı ruhuma işlemeye. Elimizde değneklerle ZİFİRİ KARANLIK bir odaya  2′şerli olarak odaya alındık ve koçlarımızın yönlendirmesi ile macera başladı. Girerken elimize minik kağıt parçaları verildi. Gözün gözü görmediği %100 karanlık bir oda. Arada sırada el yordamı ile Serhat’ ın elini bulup yokluyordum yetmez gibi sen misin diye teyit ederek kendimi güvende hissetmeye çalışıyordum. Korkunç bir hissiyatın içinde buldum kendimi daha da fenası görmeyen insanlarla aramda bir saniye içinde müthiş bir empati kurabilmiştim. Bugüne kadar beni var edene bu kadar şükür ettiğimi hatırlamıyorum. O an KUSURSUZ olduğumu hissettiğim an’dı. Elmanın kırmızısını, Okumaya devam et

Algısı ve Kalbi ‘Engelli’

Size hiç hepimiz birer engelli adayıyız geyikleri yapmayacağım. Bunun hala farkında değilseniz zaten şu saatten sonra bir ik’cı blogunda yazdıktan sonra hiç anlamazsınız.

Bizim ülkemizde işverenlerin, teşvikli olmasına rağmen engelli çalıştırmak, hayata kazandırmak yerine sadece yasal zorunluluk gereği bordroda gösterdiği bu insanlara engelli demek ne derece doğru hiç bilemedim.

Otobüslerde engelli koltuklarına yayılanlar ve yanına koltuğun esas sahibi geldiğinde uyuyor taklidi yapanlar varken;

Sineme, tiyatro, konser vb. sosyalleşme alanlarına girmelerine zerre imkan yokken;

Otoparklarda engelli otoparkların ‘engelsiz’ vatandaşlar park etmesin diye kapatılması gerekiyorsa;

İş bulmaları neredeyse imkansızsa ve bir çoğu bir iş bulursa asgari ücrete razı olmak zorunda kalıyorsa;

Yalnız başlarına hastaneye bile gitmelerine imkan tanıyan ulaşım ve sağlık krizleri çözülemiyorsa;

Kimdir Engelli sorarım size?

Engelli yemekleri düzenleyip, senede bir akşam insanların sırtını sıvazlamayı bırakın artık. Bu kadar aptallığın, komedinin alemi yok.

Bu arada ben kendi şirketimde işe girdikten sonra, ilk işim engelli istihdamını gerçekleştirmek ve hatırı sayılır ücret ve sosyal imkanlarla çalışmalarını sağlamak oldu.

Lütfen artık renkli sayfalarınızda paylaşmak dışında bir şeyler yapın engellilerin engelini engelsiz kılmak için.