Baktın Olmuyor, Oldurana Kadar Bak!

Aydın’dan selam..

Bilenler bilir şu hayatta en sevdiğim 3 insanın 1′i belki de ilki dayımdır. Beni büyüttü, bağrına bastı, evladı belledi, belki de bana olan ilgisi, sevgisi ve yarattığı maddi imkanlar gölgelenmesin diye hiç evlenmedi. Ben oldum 30 o oldu 72 ve hala bir arada aynı çatı altındayız. Dayım Aydın’da doğmuş. Burayı ayrı bir sever ondan mıdır nedir ben de pek sevdim Aydın’ı.. Sevdiğim adam burada dünyaya gelmiş, ben de en sevdiğim şeyi yapıyorum burada ‘çalışıyorum’

Fabrikamız Aydın’da bir süredir her hafta bir şekilde burada olmam gerekiyor, her ne kadar yorucu olsa da sevdim burada olmayı.. Belli olmaz bir gün toplar pılımı pırtımı yerleşiveririm buralara :]

Sabah erken biten işlerim beni pek bir mutlu etti. Sokaklarında biraz gezdim ne var ne yok diye. En sonunda merkezde tam aradığım yeri buldum Mentur Turistik Tesisler rüzgar alan, interneti olan bir kafe. Sabahtan beri buradayım şu anda adisyona bakıyorum 4 çay, 1 kahve, 1 su ve 1 soda içmişim.. Kalkarken de dondurma yiyeceğim :]

Bir süredir terse dönmüş talihimi düze çevirmek için tam 2 yıldır yılmadan, yorulmadan savaşıyorum. İnişler, inişler, inişler ara ara çıkışlar ve sonra yine inişler ama hiç vazgeçmeyişler… Çalışmaktan, öğrenmekten, gelişmekten, geliştirmekten, yazmaktan hiç vazgeçmeyişler. Başarı bencil ve dediğim dedik bir şey onun için mücadele etmekten vazgeçtiğin an ipini çekiyor.

Acıya gömülmeden, bende şans yok demekten vazgeçme zamanıdır. Emin olun Gülsün şanslı değil mücadeleci. Bordro yaptım ik’cı değilsin dediler, birini bağrıma bastım ne bildiysem öğrettim aşıksın ona dediler, bu şirket bana göre değil dedim çıktım sadakatsizsin dediler. Her dediklerini dinleseydim şu hayatta nelerden vazgeçmek zorunda kalacaktım kim bilir. Baktın olmuyor, oldurana kadar bakacaksın! Bir bakmışım dünya iyisi dostlarım olmuş, bir bakmışım tam aradığım işi bulmuşum, bir bakmışım en afilli ik’cı olmuşum :] Bu arada 6 Eylül’de Özlük İşlerinde Güncel Uygulamalar Eğitimim başlıyor. Bakın bana yıllar önce bu işi devreden arkadaş bu işler sana göre değil demişti. Benden söylemesi ;)

Acılarımıza gülümsüyor, yolumuza devam ediyoruz.

Eşit değiliz. Dünyaya bile eşit gelmiyoruz. Lüks hastane odalarında doğanlar, tarlada doğanlar, çöplükte doğanlar.. Varlığa doğanlarla sefalete doğanları nasıl eşit tutarız.

Adaletin ne olduğunu bilemeden büyüyen bir nesil olduk bizler. Varlıkla yokluğun arasındaki uçurumun gitgide korkulacak bir hal aldığı dönemlere denk geldik. Siyasetin çirkinleştiği, seslerin yükseldiği bir gurubun ise artık sesinin hiç çıkmadığı dönemler.

Hal böyle olunca bizim kuşak bir garip oldu. Bizi doğuran, büyüten yetmez gibi şimdi de yöneten x’lerin katiyen anlayamayacağı bir kuşak olduk. Zaman zaman bizim bile kendimizi anlayamadığı..

Zorduk aslında bir çoğuna göre.. Sadakatsizdik, kayıptık. Onlar gibi bir yerde 30 yıl çalışamadığımız için, 20 yaşında evlenip 50′mizde 30. mutsuz evlilik yıldönümüzü kutlayamayacağımız için kayıptık. Başkaldırımızı anlamak yerine bu nesil de çok kendini beğenmiş dediler bize. Onlar darbe görmüş, ihtilal gençleriydi. Tek kanallı dönemin insanlarıydı. Bir paket Sana yağ için 3 saat sıra bekliyorlardı. Bir gecede hayatları değişti onların.. Sabah işlerine gitmek için yola çıktıklarında apar toplar evlerine yollandı onlar. Yolda yürürken çocukların alınlarından tek kurşunla vuruluşunu izledi onlar. Bu ükenin idamları sadece onların gençliğine denk geldi. Ve bu insanlar şimdi bizi beğenmiyor. Yeni yol arayışlarımızı sadakatsizlik, başkaldırımızı ukalalık olarak görüyorlar. Oysa biz sizin acılarınızı küçümsüyor,  kendi acılarımıza gülümseyerek yine ve yeniden yolumuza devam ediyoruz.

Hayat bir fay hattı gibi.. Ya kocaman bir deprem olacak ve hepimizi darmadağan edecek ya da minik minik kırılarak büyük tehlikeyi önleyecek. İşte bizim nesil cesaretle hergün kafasına vuruyor o fay hattının. Sen beni yok etmeden ben seni yok edeceğim diyor. Acılarına gülümsüyor ve yoluna devam ediyor. Artık bizi yargılamak yerine anlayın. Biz artık gelmiyoruz geldik ve çok güçlüyüz. Dün geceye ve Sezen’e Selam olsun.

#direnykusagi

#direngenclik

Korkma Sıfırla!

Bugüne kadar kaç bariyer aşmak zorunda kaldınız?

Kaçını aşmak yerine geri döndünüz?

Kaç defa duvarlar ördüler önünüze?

Kaçını delip kaçına sırt çevirdiniz?

Kaç kere ayağınızdaki görünmez prangalara aldanıp ilerlemek yerine durmayı seçtiniz?

Kaç kere kaybetme korkunuza yenilip, vazgeçtiniz?

Bırakın reklamları falan amacım gereksiz gaza getirmek değil ama haydi biraz cesaret SIFIRLAYIN her ne varsa. Unutmayın sıfır son değil başlangıçtır her zaman..

http://www.youtube.com/watch?v=QsnXUDrPtkQ

Tatil vs Mustafa :)

Tatilden bugün döndüm. Bayram tatilini fırsat bilip bir kaç günde uzatıp ver elini İzmir dedik! Seferihisar sahillerinde gezdik dolaştık. Güzel denizlere girdik, güzel şeyler yedik, içtik bataryayı %100 yapıp bu sabah itibari ile İstanbul’a döndük. Yurdumun kumsallarında 1 güne dünya kadar para verip denize girdik. Her tatile gidişimde içim biraz daha acıyarak dönüyorum İstanbul’a.. Kırık, dökük, pis sahiller, sahil güvenliği hatta güvenlik şeridi dahi olmayan plajları halk plajı adı altında açmışlar. Canım Ege sularına pislikten giremiyorsun. Dalga almayan temiz kumsalları aç gözlü ticari zihinler istila etmiş. Hani bütün kış beynin dolmuş kafamı boşaltayım elimde bir kitap güneşlenirken sızayım istiyorsunuz mümkün değil. Devamlı bangır bangır bir müziği dinlemek zorundasınız. Güzel ülkemin güzel denizleri kirli ellere teslim edilmiş ne yazık ki.. Neyse bu kadar yeter. Netice itibari ile bu yazımı bronz tenim, soyulan burnum ve aşırı tuza maruz kalmış küçülmüş gözlerimle yazıyorum. Tatil her şeye rağmen güzel 11 ay çalışıp 1 ay tatil yapıyorum. Son 5 yıldır bu döngüyü bozmamak için azami çaba sarf ediyorum.

Aslında bugün yazı yazmaya pek niyetim de halim de yoktu ama Mustafa’nın videsounu görünce dayanamadım. İsteyelim versinler.  Buyrun size Mustafa;