Do You Speak English?

Bu haftaya sizinle bir eğitim programını paylaşarak başlamak istiyorum. İş İngilizcesi özellikle HR English hakkında araştırma yaparken bir sürü sıradan kursun arasında nihayet tam aradığımı buldum.

Şimdi sizinle bu kurumun farklı bir programı hakkında detaylarını Billur Hanım’ın ağzından aktarıyorum.

 

Yaz dönemini hem kişisel hem de  profesyonel gelişiminize katkıda bulunarak değerlendirmek ister misiniz? Eğer cevabınız evet ise sizin için hazırlanan ” İngilizce Konuşma Programına” bir göz atmanızı öneririz.Genel istek doğrultusunda program günlerini hafta sonundan hafta içi günlere aldık.

 

İngilizce Konuşma Programı

 

BBC arşivlerinden derlenerek zengin bir video ve audio desteğinde düzenlenen İngilizce Programı, iş  dünyasında yer alan ve iletişim için belirli kalıplara ihtiyaç duyan profesyoneller  için hazırlanmış,  günlük konuşma kalıplarıni  içeren bir programdır.Yabancı misafirlerinize bir iş yemeğine gittiğinizde veya iş konuları haricinde sohbet etmek istediğinizde veya sosyalleşmeye ihtiyaç duyduğunuzda size çok yardımcı olacak bir programdır.

 

Program detayları aşağıda yer almaktadır:  Okumaya devam et

Egonuzla değil, ruhunuzla… Lütfen

Dönüyoruz, dolaşıyoruz hep aynı noktada takılıyoruz. İşi bilmek başka, işi yapmak başka.. İşinizi kalbinizle yapın. Bir başkasına karşı attığınız her adımda kalbinizi dinleyin. Kendinizi beyninizle, karşınızdakini kalbinizle yönetiniz.

Geçenlerde bir aday ile mülakattayız yeni mezun, 91 doğumlu. Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirmiş pür heyecan karşımda. Evet dedim anlat ‘ne anlatayım hiç deneyimim yok ve eminim yine eleneceğim’ dedi. Hayır dedim ne yaptığından değil neler yapmak istediğinden, neler yapacağından bahset bana, soruyu böyle sorunca döküldü. Anlattı, heyecanla, tutkuyla, endişeden eser kalmamıştı. Adet büyülendim o anlattı ben dinlendim, anlattıklarından bir çoğu yakın vadede hayata geçirmesi imkansız projelerdi. Okumaya devam et

Kaybetme korkunuz kazanma hayallerinize gölge düşürmesin.

 

Biberdi, gazdı, limondu, sirkeydi arada minnacık bir Kaş nefesiyle yeniden kocaman Merhaba… Sizi çok özledim, şu heyecanla klavye başında olmayı çok özledim :]

Bakın bakalım neler olmuş 1,5 ayda :]

Hayatımın en sakin dönemini yaşadığım 2004-2006 yıllarında hiçbir şey üretemiyor, her gün aynı şeyleri yapıyor olmaktan o kadar çok sıkılmıştım ki ey hayat bana öyle günler yaşat ki kafamı kaşımaya bile zamanım olmasın demiştim. Hani eşref saati eşek saati derler ya benim ki tam eşref saatiymiş belli ki o dileğim bir kabul oldu pir kabul oldu. O gün bugündür koştur babam koştur nedir bu telaş, bu parçalanma hali anlamadım gitti.

Hele son 2 yıldır size de sık sık bahsediyorum durduğum yerde durmadım. Super Mario gibi oradan oraya zıplıyorum. Haziran ayı içinde 8 aylık durağan süreç yine sona erdi. Hadi Gülsün zıplama vakti dedi yukardan bir ses. Tam düzenimi kurdum sakin sakin çalışıyorum bu defa şirket battı bir arkadaşımın tabiriyle ”maşallah dediğin al işte en fazla 8 ay yaşadı…” Önce düzensiz ödemeler sonra ya nasıl olsa düzensiz ödüyoruz en iyisi hiç ödemeyelim demeler derken eksik çalışma ardından toplu çıkış derken işlerimi toparladığım gibi yavaştan kapıya doğru çevirdim rotamı Mayıs’ın son haftası çat diye istifamı verdim bari tatil yapayım bir ay kadar diye ama nerede bende o şans 4 gün sonra telefonum çaldı. İstanbul Dünya Ticaret Merkezindeki ofisimizde bıt bıt bıt şirin bir ses. Tamam dedim geliyorum. Okumaya devam et