kritİK bir mevzu

Aslında bu yazıyı şimdilerde yazmak istemezdim ama denk geldi yazıyorum. Son bir kaç post teknoloji, sosyal medya vb. üzerine oldu ama yapacak bir şey yok.

Sanırım bir çoğumuzun en aktif olduğu alanlardan biri Facebook! Hepimizin bir hesabı var. Evlenenler nikah davetiyelerini, arkadaşlar doğum günlerini, hatta doğum yapan arkadaşları  sıcağı sıcağına oluşturdukları etkinliklerden takip ediyoruz.

Nerede konser var nerede hangi oyun var kimler gitmiş, kaçı beğenmiş, kaçı hiç beğenmemiş hepsini Facebook’dan öğreniyoruz.

Ama bu mecranın da sakıncalı olduğu alanlar yok değil :) Mesela eski sevgiliyi hemen silip, bloklamak gerek mazallah senden önce sevgili bulup birde cover photos yaptı mı durum vahim :)

Neyse işin şakasını geçersek bugün Hürriyet İK güzel bir sayfa hazırlamış. Facebook’a eklememeniz gereken iş arkadaşları başlığı ile…  Bakalım kimleri ne sebeple sosyal ağlarımızdan uzak tutmamız gerekiyor ;)

1- DEDİKODUCU ARKADAŞLAR

Dedikoducu her yerde dedikoducudur. Böyle bir insanı Facebook’a dahil ederseniz en masum fotoğrafı en sırada iletiyi bile sizin aleyhinize olacak hale getirebilir.

2- ŞEFİNİZ

Sakıncalarını anlatmaya gerek dahi yok. Şef, şeftir ve herhangi bir yorumunuzu nereye çekeceğini asla bilemeyiz. Özgürlük alanlarınızı daraltmanın alemi yok, şirin olacağız diye şefi Facebook’a eklemenin lüzumu yok.

3-FACEBOOK BAĞIMLISI

Her yazdığınıza yorum yazan, her fotoğrafı beğenen, günde 1569 paylaşım yapan biri bir süre sonra pek tabi sevimsiz gelmeye başlayacaktır.

4-ZEVZEK

Sonradan arkadaş listenizden çıkarıp sıkıntı, gerginlik yaşayacağınıza bu konuyu başından düşünün. Önce bir kendi kendinize sorun karşı odamda oturan finansçının sosyal hayatını gerçekten merak ediyor muyum? Cevabın hayırsa mantıklı olanı yap ve bağlantıların arasına alma… Bir süre sonra suyu çıkmış paylaşımlar, zevzek yorumlar, sosyal ağda yapılan geyiklerin yemekhaneye taşınması can sıkabilir.

5-RAKİBİNİZ

Dın dın dın dın! Sanırım en fenası da budur. Ne yaptın ne ettin adım adım takip edip olayı aleyhine çevirmek onun artık işinin bir parçası olacaktır emin ol, iyi düşün ve rakibinle bir de Facebook üzerinden mücadele etmek zorunda bırakma kendini.

6-İŞ MANYAĞI

Bu profilde en az rakipler kadar tehlike yaratabilir. Es kaza bir yorum yazdığınızı bir fotoğraf eklediğinizi görürse tüm gün sosyal ağlarda gezindiğinizi zanneder ve bu durum da diğerleri gib sevimsiz durumlar doğurabilir.

7-FAZLA ENERJİK

Enerjisi yüksek insanlar iyidir, hostur ama bakın işin içine sosyal medya girince bu da tehlikeli olabiliyormuş. Ne var ne yok diye bir girip bakmayı planladığın Facebook’da bir selam vererek ya da bir paylaşımına yorum yazarak tüm gününü Facebook’a bağlayabilir bu tipler.

8-ASTINIZ

Bu durum otoritenizin sarsılmasında büyük rol oynar(mış) Herhangi birini ekleyip diğerlerinin unutulması, atlanması da sıkıntı yaratabilir pek tabi.

8-İŞ ORTAKLARINIZ

Bu da sevimsiz sonuçlar doğurabilir. Arada ki iş resmiyetini ortadan kaldırıp gereksiz bir samimiyet yaratabilir. Üstelik yetişmeyen bir sipariş sonucunda da ‘eee ben de bütün gün Facebook’da olsam benimki de yetişmez’ cümlesini duymanız mümkün :)

9-DALGACI

işten, güçten bi’haber en can sıkıcı tiplerde bunlardır. Dünya yansa umrunda olmaz bunların, gereksiz sinir bozar dururlar. Bana göre en uzak durulması gerekenler.

Eeeee… ne düşünüyorsunuz şu durumda Facerbook arkadaşlıkları hakkında… Sanırım en temizi ilkokul arkadaşlarını ekleyip, kenara çekilmek :)

 

 

Düş yakamdan teknoloji!

Nedendir bilmiyorum ik’cıların çoğu sosyal medya, teknoloji, akıllı telefonlar konusuna pek bir meraklı. Farklı sektörlerden bir çok meslektaşı takip etmekle birlikte özellikle Facebook üzerinden çoğıunlukla iletişimciler ve reklamcılarla kontak kuruyorum. Nedeni var tabi ki… Onları paylaşım hızını, yazı dillerini, bizlerden biraz daha farklı noktaları keşfedip bunun üzerinden konuya açılmalarını seviyorum.

Fakat pek tabi önceliğim ik’cılar… Bloglarına ait Facebook grupları, ve özel sayfalarını ekleyip, takip ediyorum. Bu etkileşimin içine hepimiz, hepiniz gibi ben de dahil oldum. Bir ik’cı yazı yazar arkasından bir sürü bildiri gelir… Yazı paylaştı, grupta yazı paylaştı, bir başka grupta daha paylaştı, twitterda paylaştı, linkedinde paylaştı, paylaştı oğlu paylaştı!!! (bu arada ben de facebook ve twiterda paylaşıyorum yalan yok:)Bögk dedirtene kadar paylaşılır ve sen birinden kaçsan birine yakalanırsın kısaca ‘operasyon başarılı’ neyse okursun, usuldendir beğenirsin Rt edersin vs… Yok şimdi haksızlık etmeyeyim cidden beğendiğim yazılar çok! Aslında bu kadar paylaşılması da değil beni rahatsız eden… Sorun teknolojinin, internetin ya da en havalı hali ile sosyal medyanın bizi 4 koldan kuşatmış olması. Bazen evde öyle bir an oluyor ki dizimde laptop yanımda telefon masada ipad ve bir paylaşım anında zır zır hepsi aynı anda bağırmaya başlıyor. Paylaşımın amacı zaten bu evet bu konuya bir itirazım yok ama sürekli bunları paylaşmaktan uzun bir süredir paylaşmaktan vazgeçtiklerimiz hiç aklımıza gelmiyor.

 

Geçen akşam annamle çay içerken bir ara bana hafif sitemli daha da fenası biraz kırgın gözlerle baktığını fark ettim. Kendi içimde olayın nedenini sorgularken anlattığı konunun ciddiyetini ve benim kulağım onda olsa dahi gözümün whatsapp’de olduğunu fark ettim. Evet annemi dinliyordum, cidden dinliyordum ama ciddiye almıyordum en azından öyle gözüküyordum. Bir başka olayı da 9 yaşında ki yeğenim fark ettirdi. Ablam telefonda ‘eve gidince ne yapacaksın’ diye sorduğunda Mehmetali’nin arkadan gelen sesi adeta tokat gibiydi. ‘Ne yapacak internete girecek telefonla konuşacak!!!’ Üzüldüm. Olayın dengesini kaçırmıştım. Teknoloji güzel ama ben gözünü çıkarmıştım ve bu yolda yalnız olmadığımı çok iyi biliyorum(!)

Sanırım karar vermek, ölçüyü yakalamak sonra da bırakmamak gerek… Dün akşam deniz kenarında güneşin batışını izlerken hayatı kaçırdığımı hissettim. Teknoloji güzel ama öz hayata tecavüz etmediği sürece.

Sevgiler.

#iksohbeti Hürriyet İK’da

#iksohbeti hakkında daha önce blogumda birkaç paylaşımda bulunmuştum. Şimdi bu yeni oluşum hakkında yeni bir haberim var.

Bundan yaklaşık 1 ay kadar önce Hürriyet IK’dan Burcu Özçelik ile iletişime geçerek Simge Sezer’in başlattığı ve bir çok İK’cının katılımı ile hayat bulan bu oluşumdan bahsettim. Burcu olayı Zeynep Mengi’ye devretti ve kendisi ile birkaç yazışmanın ardından haber yapma kararı alındı.

Daha sonra ki süreçte olayın başında olan Simge konuyu devraldı. Bu konuya benden daha hakim olması ve benim çok yoğun çalışıyor olmam sebebi ile kendi Genç IK’dan bir kaç arkadaş ile süreci devam ettirdi ve bu hafta #iksohbeti Hürriyet IK’da yer aldı.

Bu güzel ve verimli oluşumun daha geniş kitlelere ulaşması ve bundan sonra çok daha fazla meslektaşla fikir alış-verişinde bulunacak olmak ve de bu konuda ilk  adımı atmış olmak cidden mutluluk verici.