>Bu Bir Kar Yazisidir.

>İstanbul kar altında.

Ben bu yazımı penceremin önünden bembeyaz bir manzaraya karsı yazıyorum. Tabletten ilk yazım aralarda hatalarım olabilir şimdiden affola ( mesela affolayi Afrika olarak tahminledi sagolsun son anda fark ettim :) )

Bu sabah zorlu koşullarda ulaştım ofisime durmak icin kaldırıma çarpmak zorunda kaldık, mesai başladıktan 1,5 saat sonra anca varabildik ve 15:30 itibari ile ldari tatile uyup ‘paydos’ dedik.

Zorlukların ulkesiyiz biz bunu bugün bir kez daha fark ettim. Biz mutluluğu paylaşmayı hazmedemeyen acılara ve zorluklara ortak olmayı seven bir milletiz. Neden böyle olduğumuza dair fikrim yok. Mutluluğa ve keyife tahammülümüz yok. Acıyı ve dert yanmayı daha çok seviyoruz. Evet mesela bugün arabalar karda kayarken yoldan geçenler yardıma koştu. Düşenlere el uzatıldı vs. Bunlara kötü demiyorum bu arada sakın yanlış anlaşılmasın. Ama ağlayana gösterdiğimiz acıma duygusunun yarisi kadar sevecenligi gosteremiyoruz sokakta kahkaha atan bir kadına… Okumaya devam et

>Kopi-Pes Mülakatlar Pes Ettirdi Artık

>Epeydir bu işin içindeyim. İçinde olmadığım zamanlarda da uzaktan da olsa takip etmeye çalışırdım. Hep derim yine diyorum bana göre IK’nın en önemli adımlarından biridir işe alım.

Zordur ve bana göre biraz kişisel yetenek gerektirir. Her şey öğrenilmez bazı şeyler zaten vardır ve geliştirilir. Sesi güzel olmayan bir insana nota öğretin, müziğin kompedanı olur ama çıkıp şarkı söyleyemez zaten de söylemesin mümkünse.

İşe alım için de işte birazcık bu durum gerekli, doğuştan bu konuda yetenekli olmak. Kimse anasının karşından işe alımcı olarak doğmaz bunun farkındayım ama kişilik tahlili, gözlerdeki o enerjiyi hissetmek vb durumlar biraz genetik gibi geliyor bana. Yetenekli insanlarda bu durum geliştirilirse tadından yenmez. Okumaya devam et

>Çekinme Haydi Söyle Bana

Hayat hepimizi çeşit çeşit yerlere savurmuş durumda. Şöyle düşündüğümüz zaman aslında dürüst olursak çok azımız olmak istediğimiz yerlerdeyiz.

Ben mesela yaptığım işi sevmekle beraber eğer seçme şansım olsaydı hiç ukalalık etmeyeceğim şu anda şu masada olmak olmazdı tercihim. İnsan Kaynakları benim için doğru seçim buna şüphem yok ama yapmak istediklerimle yaptıklarımı kıyas bile edemem.

Acaba seçme şansım olsa idi ne olurdum diye soruyorum kendime sonra da bu sorunun hemen ardından şu soru dönüyor beynimde seçme şansım yok muydu?

Eğer bu soruya cevabımız hayır ise neydi, kimdi bizim elimizden tüm hayatımıza sirayet edecek böyle ciddi bir adım atarken karşımıza engelleri koyan? Okumaya devam et

>Yazmayacaktım Yazmayacaktım! Dayanamadım

>İnsan Kaynakları ile ilgilenen herkesin mutlaka bir yerlerde savurduğu fikirleri vardır Mobbing hakkında. İş hayatının içinde defalarca maruz kaldığımız bilerek ya da bilmeyerek defalarca başkalarını mazur bıraktığımız elle tutulmaz,  gözle görüşür, yürekte hissedilir hadiseler bütünüdür Mobbing! Bir şeyler yazasım yoktu konu hakkında ama dayanamadım, duramadım.

Özgür ansiklopedi Wikipedia şöyle tanımlamış bu kavramı; bir grup insanın bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması. Latince kökenli sözcük; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına gelir. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolin zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran diğerlerine psikolojik yollardan uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır. Son dönemlerde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinlerarası çalışılan bir konu haline gelmiştir. Okumaya devam et

>Bu Yazının Adı Yok

>Blogum nihayet bu hafta yepyeni bir siteye terfi ediyor kendini… O kadar zamandır yapmak isteyip bir türlü beceremediğim bir iş bu, zaten paylaşmıştım daha öncede sizlerle.

Blogumu taşırken sadece mesleki yazıları taşıma kararı aldım. Malum, biliyorsunuz zaman zaman içimden gelenleri de döküyorum sayfama. Ama diğer yazılarıma da kıyamadım onları da site içerisinde bir yerlere kondurmayı düşündüm. ” Ruh Halim ” diye bir bölüm mü açsam acaba diye düşünüyorum. Ama karar veremedim. Çünkü şöyle bir gerçek var ki hayatıma dair, ben yazmadan dökemiyorum içimi dünya kadar konuşsam da o konuştuğum her şeyi bir de yazmam gerekiyor ve bu yazdıklarımı paylaşmak istiyorum. Yazdığım ve paylaşmadığım yazım yok neredeyse çoğu isimsiz ya da rumuzlu. Ama kimilerini de özellikle bu blogumda paylaşmak istiyorum.

İşte yine böyle bir yazıyı paylaşacağım evet ve yazarken karar verdim sanırım İK blogumda ruh halim diye bir bölüm olacak :) Okumaya devam et

>IF

Genç Fütürist’ler Gurubundan tanıdığım, hiç yüz yüze görüşmediğim fakat sosyal medya üzerinden takip ettiğim Fatma Çalışkan’ın bugün Facebook sayfası üzerinden ‘bu şiiri sevdiyseniz, hergün hatırlayın ve yaşayın’ iletisi ile paylaştığı bir şiiri sizlerle paylaşmak istedim.
O kadar beğendim ve etkilendim ki… Hatta bir çıktısını alıp duvarıma asmayı dahi düşündüm. Yazılanları düstur edinene dek hergün okusam fena olmaz hani, hem belki gelen geçen başkaları da okur.
Şiir, Rudyard Kipling’ e ait. Kipling 1865 Hindistan doğumlu, İngiliz şair&romancı… 1907 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş.
Şiirinin adı “IF” Ben blogumda orijinalini değil merhum Bülent Ecevit’ in ‘EĞER’ isimli çevirisi ile sizlerle paylaşacağım. Sizlerinde beğenmesi ve hayatınıza dair yola sokmanız gereken birkaç konu hakkında kafanızda soru işaretleri yaratması dileği ile… Okumaya devam et

>Esir Ruhlar (1)

>Ne zaman özgür bıraktım ruhumu hatırlamıyorum. Çok zaman olmadı bunu başaralı… Sanırım 2007 Mayıs ayından sonrasına uzanan döneme denk geliyor. Aniden terk edilmiş, işsiz kalmış, aynaya bakmaya korkacak kadar çirkinleşmiştim, annemle babam yeni boşanmıştılar.

Hayatımın zorlu belki de bugüne kadar ki en zorlu sınavından geçtiğimi anlamam için yaklaşık 3 sene geçmesi gerekmiş Mayıs aylarında yaşadığım bu ani vurgunların ardından Temmuz gibi silkelenmem gerektiğini fark ederek. Hayata dair küçücük bir adım attım. Ve bedenimden ziyade ruhumun özgür olmadığını fark ettim. Hala geçmişler ve o kötü günlerle aramda korkunç negatif bağlar vardı. Önce onları kesmem gerektiğini fark ettiğimde hiç tereddüt etmemiştim. Ve yükselme dönemine geçiş başlamıştı benim için.
Ruhumu sonsuz özgür bıraktığımda ise bütün semanın benim olduğunu, bana kucak açtığını en derinde hissettim. Okumaya devam et

>Bir Haber

>Geçmiş haftalarda sizinle üzeri kapalı paylaştığım bir haber vardı… Kendi çapımda bir kitap yazma cesaretine girişmiştim. Çok uzun değil ama içli, yüreği ufaktan dağlayan bir hikaye…

Veeee…. Kitabımı tamamlamış bulunmaktayım şimdi işin yasal süreci başlıyor içinde bolca töre olduğu için  okunup, incelenmesi ve izin çıkması gerekiyormuş.

Hadi şans dileyin bana bu işleri de tez vakitte halledip kitabımı elime alayım. :)

Bu arada anlaşıldığı üzere artık kitap bitti ve bloguma gereken zaman ve özen gösterilecek.

Sevgilerimle…

>Doğum Günü Doyum Günü

>6 ocak 1983
6 ocak 2012

Geriye dönüp baktım dün gece doğum günü kutlamasından dönünce… Acıları bir yana mutlulukları bir yana koydum. Üst üste dizdim an geldi acılar mutluluklara tepeden baktı an geldi mutluluklar gururla göz süzdü acılara tepeden.

Acılarım beslemiş, mutluluklarım güç vermiş hayatın engebeli yollarında. Gözlerim sulanmış sık sık… Bazen üzüntüden bazen sevinçten.

Ailemi düşündüm mesela uzun uzun… Önce annemi sonra babamı, beni sarıp sarmalayan dayımı, bir cümlesi ile sıkıntıları savuran teyzemi, ciğerimin paresi ablamı,  elime ilk verdiklerinde kollarımın arasında kaybolan Mehmetali’mi, canlarım kuzenlerimi herkesi… Okumaya devam et